22 Haziran 2011 Çarşamba

so I start a revolution from my bed

inanılmaz bir uyku hali, yatak düşkünlüğü, ev miskinliği var üzerimde. ev içindeki en uzun yolculuklarımı mutfağa, tabağımı tepeleme doldurmak için yapıyorum. bir fincan kahve bir fincan da çay alıp koştur koştur yatağa geri dönüyorum. çayı soğuk içtiğim için o bekliyor, bazen üç dört saat sonra buz gibi olduğunda aklıma geliyor orda olduğu.

baş ucumda yeni kitaplar ve dergi yığını var. her birinden 10 sayfa falan anca okumuşumdur. deli gibi 'warzone tower defense' oynamaya devam ediyorum. odada silah, mermi sesleri çınlıyor, havaya uçurdukça rahatlıyorum. akşamüstü de film saatim. audrey hepburn'üm geldi yine bu ara, izlemediklerimi elden geçiriyorum. bir de 'games of thrones' hadisesi var, başlarsam biliyorum ki bir gecede bitecek.

kedim çok memnun bu halden. ben yataktayken o da mutlaka gelip kıvrılıyor bir yanıma. yemek yemek için beraber çıkıyoruz burdan, mutfakta beraber hareket ediyoruz. bir de film izlemeyi öğretebilirsem tam olacak.

bu muhteşem düzeni tek bozan şey her gün evden çıkma zorunluluğu, dışardayken de aklımda olan tek şey sevgili yatağım. eskiden de yatakta yaşayan bir canlıydım ama son zamanlarda bu düşkünlük bağımlılık seviyesine ulaştı. keşke gittiğim her yere yanımda götürebilsem, cafede yemeğimi yatağımda yesem. atölyede resmimi yatağın ucuna oturup yapsam. nereye varacak bu deliliğin sonu...

2 yorum:

  1. Bazen aynı odada boş boş vakit geçirebileceğim insanlardan biri olduğunu düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  2. benim hiç şüphem yok o konuda.

    YanıtlaSil