Neşe, tutku, heves hissetmiyorum. Hissedemiyorum. Tamamen tükendiler, en çok neşe için üzgünüm. Ben kendiliğinden neşelenen, coşan, parıldayan bir şeydim. Tutkuyu da özlüyorum, bir işe, bir esere, insana tutkuyla dolmayı. Heves, ne gerekli bir yaşam gücüymüş, merak gibi, istek gibi.
Yoklar. Ben sundukça, ben yarattıkça boşa gittiler. Sonunda hiç kalmadı.
Öylesine yaşıyorum. Anlam kaybımla, yakınlıklardan uzak, birkaç üzgün hisle uykuya kavuşuyorum.
Dört senedir korkunç acılar, şoklar, kayıplar yaşarken, sürekli kendimi yalanlarla ve geçiştirmelerle uzak tutmaya çalıştığım depresyon. Sen mi bana geldin, ben mi sana, umursamıyorum. Artık olanları değiştirme çabam yok. İyileştirme, düzeltme, onarma... Onlar da boşa gitmekten yok olan diğer kayıplar. İstediğin her yeri kaplamana izin veriyorum, yakışıyoruz.