Beterin beteri var. Düşmenin derinlikleri, dibin dibi var biliyorum. Yaşadım, daha da kimbilir neler yaşayacağım.
Kabus gibi bir ay geçti. Gün gün, saat saat. Korkuyla, kaygıyla, üzerime çöken umutsuzluklarla. O arada hayalini kurmaya bile kalkışamayacağım kadar istediğim bir şey gerçekleşti. Hayat öyle tuhaf ki; tam olarak sevincimi yaşayamadım, hem salgının korkunç hali, hem de benim şahsi sorunumun üzerimdeki ağır yükünden dolayı. Her şey sağlıkla, iyilik içinde sonuçlanırsa, kendime çok büyük bir sevinç borcum var. (Borç kelimesi nasıl da tetikleyici oldu, kabusum oldu, kullanmayayım onu da.)
Kimsenin yolu adliyeye düşmesin. Kimse kendini böyle çökkün ve yorgun hissetmesin. Bu ay yanımda olan, destek veren, yükümü hafifleten herkese, her isme tek tek minnettarım. En yakınımda olan, senelerce her gün, her işlerini gördüğüm, kendimi iyice sömürttüğüm en uzaklarıma ise, hayatım boyunca fiziksel olarak da uzakta kalmalarını diliyorum, evimden, benden, resmimden, sevgimden, hayatımızdan sonsuza kadar uzak kalın, kullanıp attığınız tüm emeklerim, çabalarım, yardımlarım yanınıza kar kaldı ve kalsın. Ah öyle içim rahat ki, öyle bir ahım var ki üzerinizde, benim ah'larım, lanetlerim nadiren çıkar yüreğimden ve hep yerini bulur, bu yüzden ahımı tüm içtenliğimle yolluyorum, yapıştı kaldı bile üzerinize. Hiçbir zaman destek olmadınız ki, şimdi en zor günümde olasınız, bir ''Geçmiş olsun'' ya da '' Bir derdin mi var?'' Bunları insan olanlar sorar, ruhu, kalbi, vefası olanlar sorar. Kibirden kör ve sağır olmamışlar sorar. O kadar uzaklardan, tek kelimem olmayan o kadar çok insan sordu ki... O ''insan'' formlarından, bir kişi bile ya, bir... Bilen ve bilmeyen, gören, bir terslik olduğunu fark eden bir kişi bile. En çok da sen. Sen bu kişiyi iliğine kadar sömürdün, sömürürken de yüzüne bile bakmadın, kötü davrandın, hayatı dar ettin saygısızca, sen bu kişiden yardımlar istediğin ve aldığın uzun seneler boyunca, hiç kıymet vermedin, saygı bile göstermedin. Minnetini bekleyen yoktu zaten de, üstüne bir de nefret edip acı çektirmeseydin. Başkalarının derdi ve yükü olarak kalacaksın, şükürler olsun. Tek yandığım, benim gibi ve benden milyon kez fazla harcadığın ama benim gibi senden özgür olmayan, kendini senden sorumlu sayan bir insandır. Ona daha çok çektireceksin, elbette bana da, beni rahat bırakmayacaksın, çünkü sana çok kazandırdım ama artık işine yaramıyorum. Keşke umduğum gibi, içinde biraz iyilik ve vicdan olsaydı ama hiç yokmuş. İçim rahat, yanımdakiler yanımda, uzaktakiler uzakta, artık böyle yaşayacağım, böyle davranacağım. Ne gerekli ve ne harika bir tokattı, beni kendime getirdi. Senelerdir senin için yaptıklarımdan sonra, benden istediğin sayısız iyilikten sonra, senden tek bir şey istedim, muhtaç halde, bir tek şey. Halimi biliyordun. Ben senin ve baştan beri benimsediğim iş yerleriniz için neler neler yapmıştım. Ve bir cevap bile vermedin, ''Geçmiş olsun'' bile demedin. O kadar hakkım, o kadar emeğim ve çabam geçti sana. Hepsini hakkın bilip aldın, benim bir tek ricam oldu, bir telkin bile vermeyi çok gördün o halime.
Bana kendiliğinden yapamadıklarımı yaptırdı. Yeni bir yol başlattı bu durum.
Kırgınım, kızgınım, güceniğim, kaygılıyım, çok yorgunum, kabusun hala içindeyim. Elbet bitecek, uzaklardaki en yakınlarımla, tanışmadığım dostlarımla, gerçek hayattaki bir avuç dostumla, sayılarına şaşırdığım sevenlerim ve kollayanlarımla bitecek. Sonrası özgürlük, bağımsızlık. Artık kendim için varım. Çok şey kaybettim, çok düştüm ve süründüm ama çok şey kazanmışım seneler içinde, yüküm tamamen kalkınca da, ayaklanmaya hazırmışım. Ben bu bir ayda bunu öğrendim. Kazandıklarım için, yanımdakiler için, en az 43 tane elini cebine atan meleklerim için, annem ve Şeker için şükürler olsun.