28 Mart 2009 Cumartesi

hasta olmanın götürdükleri

vazgeçtim, hasta olmak berbat!
şuan karabiberli nane limon içiyorum ve vücudumdaki her grip mikrobunu tek tek bulup kavurduğunu hayal ediyorum (aslında kavrulan tek şey boğazım malesef) peki ya güzel bir cumartesi gününü ortaköyde şeker yanakla geçirmek varken, yatakta hapsolmak, şeker kediyle beraber. belki de grip, mükemmel hayatımızın gerçekten de ne kadar mükemmel olduğunu unutmayalım diye arasıra yaşanması gereken eşsiz bir deneyimdir. karabiberli nane limon içmeyin.

27 Mart 2009 Cuma

Şairin Tereddüdü







De Chirico'dan bahsedince biraz daha detaylandırmak istedim. Carlo Carra ile Giorgio De Chirico'nun beraber yarattıkları bir akım olan metafizik resim, geçen yıl Emek üstadımla beraber sürrealizm üzerine bir sunum yaparken daha geniş inceleme imkanı bulduğum bir dönem. ilk bakışta resimler, anlamsız objelerin rastgele biraraya getirilmiş hali gibi duruyor. De Chirico'nun anlatımında her objenin derin simgesel anlamları ve tabloların isminden içeriklerine kadar yoğun bir gizem var. benim gördüğüm rüyalar çoğu zaman bu tabloların atmosferinde geçiyor, belki bu sebeple bile resimlerinden çok etkilendiğim, incelemekten keyif aldığım bir isimdir. incele tonton!

hasta olmanın getirdikleri

en güzel yanı gündüz vakti evde olmakmış, özlemişim evde güneşli, sakin gündüz vakitlerinde bulunmayı. yatakta, tepsi içinde gelen çorbayı içmek ve lap top'tan ''breakfast at tiffany'' izlemek, milyonuncu kez.. bu da güzel yanlarından. yüksek ateşin yarattığı neşeli ve çaresiz halden bahsetmek ise biraz zor, bende etkisi kendimi De Chirico'nun tablolarından birinde mahsur kalmış, perspektiflerin uzayıp kısaldığı, renklerin çiğleştiği iki boyutlu bir ortamda kafası güzel bir Alice gibi kalakalmak oluyor. ''Feed your head!'' emir kipini uygulamak için tylolhot'tan tut, larcopen'e kadar geniş bir ilaç menüm var. kafam beslendikçe, yatağın ölçülebilir alanı olimpik bir havuz gibi büyüyor, ben önce bir tarla faresi, şimdi kafası çubuk gibi vücuduna ağır gelen bir lolipopum. sonraki an kedim benden 4 kat büyük, ben ona yatağın dibinden bakıyorum. işin en güzel yanı iyileştiğim zaman tüm bu saçmasapan hisleri hatırlamayacak olmam. ana dair görüntüler ve sesler yığını hepsi..

26 Mart 2009 Perşembe

this is what will be..


bir aydır hergün dinlemekten mutlu olduğum şarkıdır, magic. olduğumuz gibi olmaya devam edeceğiz, bu sadece bir başlangıç. ve benim ellerim hep heyecandan buz gibi olacak. ve hep lafımı şaşırıp haddinden fazla ve açık konuşacağım. iyi ki varsın, son sözüm.

I said go!



harekete geçmem gerekiyordu; geçtim.

insanlara söylemem gerekiyordu, söyledim.

kağıda dökmem gerekiyordu, döktüm.

artık ses çıkarmak için yardıma ihtiyacım var. olduğumuz yerde saydığımız an, başka bir olasılık için harekete geçeceğim. bunu hissediyorum. zaman, atölyelere kapanma ve üretme zamanı. gürültü üretelim, karalama, çer çöp, döküntü.. yeter ki bu olasılık harcanmasın. harekete geç tonton, saat geç oluyor.

19 Mart 2009 Perşembe

gri-yeşil çizgili sabah

gözlerimi açtığımda gördüğüm ilk şey bir fotoğraf iki sabahtır, arkasından fotoğraftaki çocuğun tereddütlü bir şekilde tebessüme meyilli dudakları kocaman bir gülümseme yaratıyor bende, daha kendime gelmeden. belki de karmakarışık, fakat bir vesikalık için hizaya sokulmuş saçları yapıyor bu etkiyi, bilemiyorum.. evet bir vesikalık fotoğrafa bakarak uyanıyorum! ben! selam ben bir klişeyim, yıllarca karşı çıktığım hemen her durumu deneyimleyerek geçiyor günlerim..
ama mutluyken başka bir yol aranmıyor tarafımdan.

purple haze

...Actin funny, but I don't know why..Scuse me while I kiss the sky!

9 Mart 2009 Pazartesi

evimi özledim




Uzun zamandır sabahlarım katlanılmaz bir mide bulantısı içinde geçiyor. aslında 23 yıldır bu böyle ama son zamanlarda iyice katlanılmaz oldu. böyle anlarda midemin hiç bulanmadığı, hatta bedenimin kaprislerinin farkına bile varmadığım zamanları özlüyorum, Gölköy'ü. bir arkadaşım kayıtsızca evimi sevmediğini, Bodrum'da hiç gitmediği yerlerden biri olduğunu söylediğinde, düşünüyorum ama nasıl izah edeyim; hiç midemin bulanmadığı tek yer olduğunu.. Hasan, gidebilir miyiz artık?

1 Mart 2009 Pazar

sağolasın manestas
















İsmi Miltos Manestas.. Bager hoca sayesinde keşfettiğimiz ve sergimizi oluştururken daha birçok kez keşfedeceğimiz bu adam, benim boyamak istediğim şeylerin büyük kısmını boyamış, tüketmiş bitirmiş çoktan. Birebir ekran tasfirlerinden çok, ekran başındakilerin hallerini resmettiklerini sevdim. İncele tonton!