30 Ocak 2012 Pazartesi

karlı bir günde, sevgiyle

can dostunun arkasından el sallamak, bir daha ne zaman göreceğini bilmeden, bir başka ülkeye uçuşunu izlemek ne zormuş. ama ne güzelmiş bir yandan kanatlanıp uçmasını görmek, neler yapabileceğini düşünmek. şimdi mesela, neler hissettiğini, ne yapmakta olduğunu merak etmek. şimdi mesela, şimdiden özlemek. gözlerim ikide bir dolup dolup taşarken, eski saçmasapan videolarımızı izlemek, gülmek bir yandan da. başucuma, giderken verdiği mektubu koymak, benim mektubumun da onun başucunda olduğunu tahmin etmek. en iyisini dilemenin, en içten dilemenin gerçek anlamını görmek. çok, çok eskiye gitmek, en, en yeniye bakmak, iki arada bir derede, ne zormuş, ne güzelmiş.

rolling stones'dan ruby tuesday çalarken, ve kar sabahın erken saatinde yağdığı kadar fazla yağmaya devam ederken, ne kadar şanslı olduğumuzu düşünüyorum. prag, floransa ya da londra, hangisi olursa.

22 Ocak 2012 Pazar

nasılsın



en sonunda ingiltere'ye gideceğim. ingiltere'yi görmek için değil, emek'i görmek için. sırf bunun için bile sevinmeliyim aslında, daha geniş bir alana yayılıyoruz giderek. ama onun evindeki dolu dolu üç günün sonunda, kendi evime dönünce bir tuhaf hüzün çöküyorsa da, bu da gayet doğal. olsun, daha bir hafta var, hala aynı şehirdeyiz. hayat bizden farklı şeyler görmemizi, değiş tokuş etmemizi ve daha çok büyümemizi istiyor. biz de kırmıyoruz onu. bakma, ben yerimde sayıyorum ama, bir gün bir başka ülkede, herkes bize tuhaf tuhaf bakarken, biz yine kahkahalar içinde tepineceğiz, en çok birbirimize kızacağız, en ağır şekilde eleştireceğiz, tartışacağız ve zararlı yiyeceklerin dibine vuracağız. çok şey değişecek, hiçbirşey değişmeyecek. ve o ağaçlı yoldan aşağı yürüyen hallerimiz, hep orda kalacak.

bu aralar kendim için bir takım adımlar atmaya başladım (bir takım adımlar atmak? hmm.. makul gibi) yağlıboya, illüstrasyon ve handmade ürünler bir arada ilerliyorlar, yağlıboya elbette ki gerçek olay. diğerleri de biraz keyif, biraz para. az ama. tuvalde şimdi, canlı renklerle dolu bir yüz ve onu çevreleyen koyu renk saçlarla uğraşıyorum, ve biraz hüzünlü bakan gözlerle, ve kırmızı dudaklarla. bunlar bir portrede en sevdiğim şeyler olduğundan, daha kaç tane aynı üslupla portre yapacağım bilemiyorum.

bu hafta bazılarınız kara doydu. özellikle ankara'da oturanlarınız. ve yer yer istanbul'un şanslı kesimleri. bense, bir adet bile kar tanesinin düşmediği bakırköy'de her beş dakikada bir camdan dışarısını kontrol ederken, ''yalvarırım yarın okullar tatil olsun, hadi kar, gözünü seveyim kar'' diyen ilkokuldaki halime döndüm. pek işime yaramadı.

çok özlediğim kızlar var. bazıları artık buraya uğramıyor bile. bazıları arada geliyordur. ben sık sık düşünüyorum onları. mutlu olmalarını istiyorum oralarda bir yerlerde. uzun zaman oldu kendimle uzun uzun konuşmayalı, umarım ben de mutluyumdur. iki yanağımdan öpüyorum kendimi. melissa çayı çok güzel birşey. kedim de öyle.

13 Ocak 2012 Cuma

çoktan bitirdiğim işe başlarken

benim bir işi yapmamın en iyi yolu, karşımdakine o işi çoktan yaptığımı söylemektir. sonra bu boş vaad yüzünden saatlerce mide ağrısı içinde çalışırım ve tamamlarım, bu huyumdan nefret ediyorum. şimdi iki ayağım 34 numara bir ayakkabıya sıkışmış halde yetiştirmem gereken, üstelik hiç alakamın olmadığı konularda çizimler var. daha doğrusu boş kağıtlar. ve karşı taraf hepsini çoktan bitirdiğimi sanıyor...

11 Ocak 2012 Çarşamba

Actress Project






başka bir seri, 11 tane bayıldığım kadını çizdim. 50'lerden de var, 70'lerden de, son dönem artislerden de. buraya aldığım kesitleri koyuyorum, tamamını koymak başıma iş açarmış, kulağımı büktü işi bilenler. bunlarla çok güzel birşeyler yapabilme olasılığım var. ne tatlı olur yapabilirsem.

7 Ocak 2012 Cumartesi

sabaha karşı rengi





eskiden beri, buraya yazmayı en çok sevdiğim saatler, derin bir uykudan aniden uyandığım, sabah'ın 5'i ile 7'si arasındaki saatlerdir. belki de sırf havanın o anki muhteşem renklerini görmek için uyandırıyorum kendimi. önce siyahtan uçuk leylak, sonra gri mavi, sonra araya giren kızıl pembeler, ve hep beyaz tül perdenin ardından, onun ferah filtresinden izlemek bu renkleri, ve kedim mutlu mutlu, bu saatte uyanık olmamın keyfini sürerken.. sabaha karşılar harika.

5 Ocak 2012 Perşembe

embrace yourself



muhteşem bir dizi yapıyorsan, iki sezon arasına bu kadar uzun zaman koymayacaksın. 2012 nisan'ı gözümde yaklaştıkça uzaklaşan bir tarih, bekle bekle bitmiyor. Daenerys Targaryen'ın bir portresini çizdim bu gece, 'blood of my blood'' der ya hani, ben orda biterim hep.

kışın gelmesi için, kışın bitmesini bekliyoruz o halde..