26 Temmuz 2010 Pazartesi

only happy...


... when it rains demiş shirley manson, yürekten katılıyorum. elbette mutlu olduğum başka zamanlar da var. ama deli gibi yağmur yağarken, gündüz vakti bile heryer karanlıkken, rüzgar herkese başka fısıldarken, benden mutlusu yok. o vakit sadist kahkahalar atıyorum pencerenin önünde, kedimin gözleri büyüyor korkudan. havada ışıktan bir damar beliriyor aniden, hem birazdan çıkacak sesten ödüm kopuyor, hem içimden mutluluk taşıyor. bir kahkaha daha atıyorum, günlerce yağmur dilemiş olmanın üzerine, kavuşma sevinciyle.

ve şimdi ardı ardına dinleyecek tek şarkı biliyorum.

25 Temmuz 2010 Pazar

kız bunalımı için pratik çözümler

kısa süreli ve hazmı kolay bunalımlardan bahsediyorum, genelde bir kız tarafından çıkan, yaşanılan ve bitirilen her türlü durum için uyarlayabilirsiniz. fakat tavsiye verenin bunalımdan keyif aldığı zamanlar sebebi ile çözümler yer yer bunalıma da teşvik edebilir, sonra eksik toplum hizmeti yaptın demeyin.

1. asla, kimse için yemek yemeyi kesmeyin. üç gün boyunca toplamda bir dilim ekmek ve bir brownie yemişseniz, bunalımdan çıktığınız an çok daha beter saldırıyorsunuz yemeklere, hatta bu artık yemekten çenenin yorulması ve otomatik geviş'e kadar gidiyor.

2. bunalım sırasında saç kesmeyin. en azından makası elinize almış banyoya koşarken, evden birine nasıl bir tehlike içinde olduğunuzu söyleyin ki, elinize vurup makası düşürsün ve zar zor uzattığınız saçlarınızı kurtarsın.

3. ağlamanın kaçınılmaz olduğu filmler izleyin. zar zor tuttuğunuz gözyaşlarınızı hunharca harcayın, yoksa daha sonra gayet yanlış bir yerde yüzünüzden rimelli seller akabilir. (belirli aralıklarla ağlamanın gerekliliği)

4. bunalıma girmenize sebep olan kişiye keder, öfke, dram, tiksinti dolu mesajlar yazın. ama asla göndermeyin. kimse sizin ne kadar pis konuşabildiğinizi bilmek zorunda değil. dahası mesajı gönderdiğiniz an pişman olacaksınız.

5. iyi kız arkadaşların her konuda gerekli olması gibi, kısa süreli kız temalı bunalımları atlatmanızda da hayati önem taşırlar. buradan emek ve cemile'ye teşekkürlerimi sunar, iflah olmaz mızmızlanmalarımı dinledikleri için teşekkürlerimi sunarım.

6. bu katlanılmaz kısa süreli durum beş günden fazla sürerse, sırt çantanıza az giyisi, çok kitap, kalem ve kağıt alıp uzağa bir yere gidin. (ben düzgün yemek yemeden o kadar dayanabiliyorum, ondan beş dedim.)

mutluluk


bazen gider, hiç gelmeyecek gibi yok olur ortalıktan. sonra aniden, siz artık hiç beklemezken.. geliverir. mutluluk biraz tuhaf birşey, kedi gibi. (kediye benzetmediğim bir tek bu kalmıştı.)

sözleşme imzalandı, taraflar belli maddeler üzerinde uzlaştı. ve ben, her üzüldüğümde, kendi üzüntümle en az sekiz kişiyi daha üzme huyumdan vazgeçtim. artık sadece üzmem gereken kişiyi üzeceğim. ve bunu oldukça kibar bir şekilde yapacağım.

nasılsa sonrası mutluluk.

22 Temmuz 2010 Perşembe

etki

yoruldum. kırıldım. pes ettim. zayıf noktalar asla tamir olmayacak, önüme serildikleriyle kalacaklar. ne kadar tahammül etsem, gülümsemeye çalışsam, sabırla uğraşsam... tavırlar değişmiyor. ve ben inanın bana, her iyi insan gibi, iyi davranışları hak ediyorum. bir tek insanla bile konuşmak istemiyorum aylarca, bu kadar inancımı yitirdim konuşmaya. teşekkür ederim.

20 Temmuz 2010 Salı

yağmur sersemi


bir iç çekivermişim, içime çekivermişim yağmur kokusunu.
sabahın geç saatinde üşüyerek uyanmak ne mutluluk.. kediyi ve kahveyi çağırdım hemen, birer elime yerleştiler. şimdi bir eylemde bulunamayacak kadar yağmur sersemiyim. bu diğer tüm güzel sersemliklere tercih edeceğim bir haldir.

böyle günlerde uygun fon müziğini bulmakta büyük güçlük çekiyorum. hani 'o an'ı güzelden kusursuza çevirecek olan müzik var ya, işte o. içinde travis, iron & wine, beatles ve cat power geçen bir playlist hazırlayacağım şimdi, ve 2B kalemlerimin ucunu açacağım. sanırım ancak birçok kağıdı doldurarak bu havaya minnetimi gösterebilirim.

18 Temmuz 2010 Pazar

movies kill

artık film izlemeyi bırakmam gerekiyor.

senaristler hakkında birşeyler tahmin ediyorum. hayatları o kadar sıradan, hayal kırıklığı içinde, bomboş ki, yarattıkları karakterler arasında muhteşem dialoglar kurarak kendilerine de yeni bir gerçeklik -muhteşem bir gerçeklik yaratmanın peşindeler. bunu o kadar iyi başarıyorlar ki, adam kadına can alıcı bir laf söyleyip onu öperken, onlar sinsice gülümsüyor ve ''işte.. böyle bir kadın olsaydı, ben de ona bu lafları söyler, onu böyle öperdim..'' diyorlar. ve siz, siz de diyorsunuz ki ''bana bu lafları söylemeli, böyle öpmeli işte.'' ah beyinsiz, ah zavallı, sen sadece senaristin yaşamındaki koca deliği tıkadığı tıpasın. gerçek değildi ki hiçbiri, o adam senaryoyu yazdı, o adam yönetmen koltuğuna oturup çekmeye başladı, o kadın dişini fırçaladı ve o adamı öptü. sonra evlerine dağıldılar. sessizce ve yorgun argın. ''günün nasıl geçti'' diyen kimse yoktu. etkileyici dialoglar hiç yoktu. televizyon açıkken uyuyakaldılar.. ah evet, para kazandılar bir de.

filmlere kızgınım. hiçbirinin içinde olmadığımı ve olmayacağımı nadiren kabullendiğim anlardan birindeyim. filmleri izleyip hemen geçemediğim için, herşeyi irdelediğim ve benimsediğim için, zihnimde 'hayal kur' butonu çok geniş yer kapladığı için de, biraz, kızgınım.

belki de bir kadın ve bir adam hakkında bir senaryo yazmaya başlamalıyım.

16 Temmuz 2010 Cuma

a perfect day elise




renkli farların PJ Harvey'ye yakışması. dahası onları kağıda sürmenin keyfi.

15 Temmuz 2010 Perşembe

frasier has left the building



Amerika'da 10 yıldan fazla gösterildiğini ve bir dolu Emmy kazandığını bildiğim, ama benim için yıllarca annemle koltuklara gömülüp kahkahalar içinde izlediğimiz en sevgili dizidir Frasier. o kadar severdik ki video kasetlere çekerdik, hala da 20 kadar beta kaset durur bazı raflarda, izlemesi imkansız olsa da.

sinir bozucu düzeyde kibirli, titiz, entel dantel psikiyatrist Frasier Crane ve dizinin gizli başrol oyuncusu olan kardeşi Niles Crane'in başından geçen sayısız absürd olay, çok zekice yazılmış dialoglar, sempatik yan karakterler, harika köpek Eddie.. sevdiğim pek çok şey vardır bu dizide, ama ne tuhaftır ki uzun süre izlemeyi reddetmiş, fazlaca ukala bulmuştum tipleri. kahveli abur cuburlu sabah keyiflerimize eşlik ettiği için yıllarca, yeri çok ayrıdır. hadi bulun izleyin, bana da verin ben de izleyeyim sonra.

13 Temmuz 2010 Salı

düşünsene


bir sabah gözlerini açıyorsun ve camdan baktığında, eiffel kulesi görünüyor..
ben hep gözlerimi bambaşka bir şehirde açmayı hayal ediyorum. hep gitmek isteyen ama hiç gidemeyen insanlardan olmaktan da çok korkuyorum. ama bu gece uçuk hayaller ve kırık gerçekleri düşünmeden, eiffel kulesi'ne karşı uyanmayı hayal edeceğim sadece.

11 Temmuz 2010 Pazar

size erkekler hakkında bir şey söyleyeyim..



vallahi ne kinaye yapmak, ne laf atmak amacım değildi. resim birden karşıma çıkıverdi. kelimelerle anlatılmayacak bir tanım. dahice.

pazar gününe kalan.

başağrısı. uykusuzluk. votka. klor kokusu. göz sulanması. kocaman pizzalar. artan pizzalar. sevgiliyi pizzayla patlatmak. bahçe. hoş-beş. ''ahahahaha'' diye gülmek. ''huuuuh..'' diye iç çekmek. komik insanlar. ay fazla komik bu insanlar. tek kişilik yatak. aşağı düşmek. hayalden resim çizmek. sen uyurken. beyaz kedi tüyü kaplı taytım. arabalı vapurların şık ve güzel olması. komik komik insanlar. yerinde keyifler. bir süre içki içmeyecek olmak. çimenler. ıslak. sen. güzel.

derken.. hafta bitivermiş.

9 Temmuz 2010 Cuma

aşırı


güzel bir günün sonunda kendinizle kalınca, anlarsınız. ne olduğu önemli değil, kendinizle ilgili sorunu anlarsınız, ortada olan durumu anlarsınız, mutlu olduğunuzu anlarsınız.. aptal değilseniz kendinizle yalnız kalınca, anlarsınız birşeyler..
bu da bugün benim anladığım, bende herşeyi aşırı hale getirme sorunu var. tüm duygular en uçta, tüm tepkiler,haller,hisler aşırı. böyle yüksek bir kontrast sorunum var, griyi çok sevmeme rağmen..

güzel bir gün ise, daha başlangıcından romantik bir müzikal halindeydi. hava da yağmurluydu zaten, daha neydi.. 'stand by me' en sevdiğim romantik klişedir. nadiren dinler, dinledikçe içlenir, içlendikçe gülümserim. aşırı olması gerekiyor ya her keyfin, berkay olsa extravaganzaaa diye bağırırdı. berkay'ı da özledim.

pür dikkat bankın üzerinden meydanı izleyen köpek de güzeldi. ama makinemde netleme sorunu vardı. temmuz böyle serin geçsin, tatlı bitsin.

8 Temmuz 2010 Perşembe

mantra

bilginizi paylaşın. bu ölümsüzlüğe giden yoldur.

istediğinizi alamamanın bazen ne kadar büyük bir şans olduğunu hatırlayın.

başarınızı, ona ulaşmak için nelerden vazgeçtiğinizle yargılayın.

aşka ve yemek pişirmeye, sonuçlarını hiç düşünmeden girişin.

daha pek çok öğreti yer alıyordu, bunları paylaşmak istedim. Nepal'in havasından mıdır suyundan mı bilmem, pek bilge, pek sade doğuyor, sözler de insanlar da. etkilenmeli.

4 Temmuz 2010 Pazar

save me audrey



incelik, nezaket, düşünceli olmak, zerafet, kırılganlık, hoşgörü, gülümseyiş.

çok ihtiyacımız var bunlara. inan bana hayat kurtarır.

adamak üzerine

zaten herkes kendini muhteşem bir şekilde adamış halde.. tüm sorunlar ve tüm çözümler bu ''adamak'' halinden geliyor. kendini adayacak bir konu, insan, zaman, mekan bulamayan boşluğa düştüğünü sanıyor, hayatındaki tuz eksik kalıyor (gibi geliyor). kendini adayacak bir konu, insan, zaman, mekan bulan ise... eğer yanlış bir tercih yaptıysa vay haline, sürünüp duracak, heba olacak vakitleri. doğru tercih yapanı ise, ondan mutlusunu düşünemiyorum. kendini doğru şeye adamak, hayatının anlamını oluşturabilecek kadar iddialı ve değerli bir durum olmalı. ben bilemem henüz, yaşım yetmez bilmeye. tecrübelerim ise, anca gülümsetir.

2 Temmuz 2010 Cuma

meyal




bozuk ve hatalı çekimleri seviyoruz.

flular, şöyle böyleler, iyiler.

1 Temmuz 2010 Perşembe

we all scream for ice cream!

ufak bir tatlı kaşığı ile bir kutu dondurmaya savaş açan kızın dramı...

'he is outside and I'm not' isimli bir şarkı yazdım, resmini de yaptım.

dondurmanın dibine vurmanın yanında filmleri de tehlikeli şekilde karıştırdım. baştan sona izlediğim de oldu, şımarıkça on dakikasına bakıp vazgeçtiğim de.

sabah saat altı şuan, midem hala bulanıyor. o son yirmi kaşığı yemeyecektim.

evde yalnız bırakılınca koltukların içini dışına çıkaran kuduruk köpek yavrularından farkımın olmadığını gördüm, bu aydınlanma pek bir işime yaramadı.

I scream! you scream! we all scream! for ice cream! hadi hep beraber! I scream! you scream! we all scream! for ice cream! roberto benigni çok tuhaf bir adam, zekası öyle yükselmiş ki itici bir hale gelmiş aşırılığı. ama sabahın altısında roberto benigni üzerine daha fazla düşünecek değilim.

metpamid buldum. şerefinize.