13 Şubat 2024 Salı

Arayı uzatma ihtiyacı

   Annemin doğumgünü için, üzerime çöken o koyu, ağır, acı hale ara vermeyi denedim. Verebildim şükürler olsun. 

  Küçük bir kız gibi heyecanlandı hayatımın güzelliği, ışıl ışıl parladı. O parladıkça ben de renk almaya başladım. Üç buket çiçeği, iki vazoya bölüştürdük, sarı, pembe, yeşil, beyaz. Minik hediyeler paketlerini saklayıp, gününde vermeyi başardım. Hediyelerinin hepsini koltuğa dizdi kızım, yeni ayakkabıları kutusunda, ajur hırkası, parfümü, çiçekleri... Bluzunu giydi, tombik kedisiyle fotoğraflarını çektim. Nasıl güzel, nasıl duru ve zarif. İçim sevgisiyle temizlenip arındı, kimbilir kaçıncı kez. 

  O kedere ara vermek kendiliğinden uzadı sonra. Cuma hava sıcaktı, caddede zorunlu işimiz vardı. Çıktık. İyi hissetmedim, ışık ve ses, kalabalık ve tüketim kaosu çok fazla, çok yıpratıcı geldi. Ben artık küçük ve gerçek, saf, sakin dünyama aidim. Bu şehirde rahat etmeme imkan yok. Huzursuzluğuma hakim olabildim, çok yorgun hissederek ama işlerimizi halletmiş şekilde eve döndük. 

  Birkaç gün daha, hafif konuşmalarla, pek derinlere dalmayarak, dalmışsam sabredip ertesi sabahın dinginliğine ulaşarak geçti. Arada 18 derece, lodoslu ve sıcak bir Cumartesi, aylar sonra bira açtığım, yaklaşan baharın huzurunu ve canlılığını hissettiğim tatlı bir akşamüstü bile oldu.

  ''Bir gün olsun, annem için ara verebilsem şu çöküntüye'' derken, belki de bu ara, yeni bir düzlük oldu. Bunu böyle yapmaya çalışacağım. 

6 Şubat 2024 Salı

Annemi kutlamak

   Her şeyi unutmak (ya da ara vermek) ve sadece annemin doğumunu, hayatını, var oluşunu, sevgisini kutlamak istiyorum. Bundan öte bir gerçeklik ve anlam yok benim için. 

  Demin, kaç günün ruhsal çöküntüsü ve toparlanamayışı ile, tuvalette hızlıca ağladım, acımı biraz olsun hafiflettim. Bir şey belli etmeden çıktım. Anladı ve anlıyor kederli halimi, annem beni hep anlar. Nasıl bir şefkat, his, sarmalamak. Birbirimize bakıp gülümsediğimizde dünya parlıyor, içimizdeki ışık parlıyor. 

  Ona rengarenk çiçekler aldım bugün, çiçekli bir sabaha uyanması için. Loş odamızda, aynanın önü sarı, pembe, beyaz, turuncu, mor çiçeklerle dolu. Anneme çiçekler topladım, az bile. 

  Son üç senedir her doğumgününde sürünüyordum üzüntüden, denk gelen acılar, yaşatılan acılar içindeydik. Bu sene hafif ve neşeli hissedebilmeyi dilerdim. Olmadı, bırakmadılar, olamadı. Yine de elimden geleni yapıyorum ve yapacağım. Buna değen bir kişi var benim için, her şeye değen, her şeyi hak eden, annem. Seni çok seviyorum. Varlığın, sevgin ve yanyana olduğumuz için şükrediyorum, daima. 

2 Şubat 2024 Cuma

Sonuncu eziyetin ve yerdeyim.

   Son yazdığımdan beri acıyor, çok acıyor. Ruhum, etim, kemiğim, kanım acıyor.

   Bu değersizlik hissi, bu kendime senin gözlerinle ve sözlerinle bakıp tiksinme. Sen bana bunu senelerdir nasıl yaşatırsın? Beni kendimden nasıl böyle uzaklaştırırsın. Beni resmen kendime karşı doldurdun. Artık saf, temiz, iyi, umutlu hiçbir his kalmadı içimde, ne sana, ne bize, ne sevmeye karşı.

  Benim seni sevmeye inandırmam gerekiyordu. Senin beni, sevmemeye değil. İçindeki zehir bunu da yaptı.

  Ben artık sana ısınamadığım için, sana değer veremediğim için, ne yaparsam yapayım senin gösterdiğin gerçekliğini hiçbir boyayla kapatamayacağım için perişanım. Sen hiç geçmeyecek bir yarasın, senin pansumanın yok, senin iyileşme ihtimalin yok.

  İçim acıyla, değersizlikle, senden gördüğüm bitmeyen, senelerin şiddetleriyle dolu. Severken ve sevmezken, daima eksik, yanlış, yetersiz bulduğun ve hiç yükseltmediğin, hep batırdığın, her yanım acıyor. Sana izin veren, severek sevmeyi öğretirim sandığım her yanım. 

  Bütün varsayımlarımı ve bütün olasılıkları paramparça ettin.