17 Nisan 2009 Cuma

Isabella, we are rising.

I am the spring, the holy ground,
the endless seed of mystery,
the thorn, the veil, the face of grace,
the brazen image, the thief of sleep,
the ambassador of dreams, the prince of peace.
I am the sword, the wound, the stain.
Scorned transfigured child of Cain.
I rend, I end, I return.Again
I am the salt, the bitter laugh.
I am the gas in a womb of light, the evening star,
the ball of sight that leads that sheds the tears of Christ
dying and drying as I rise tonight.

sonrası çan sesleri ve gaydadan gelen uğultulu melodiler.. peki patti.

demem o ki;

bir kedi sıçraması kadar uzaktayım senden. ama bunu keşfettiğinde pantolonunu lime lime ederek tırnaklarımı açıp kapıyor olacağım, tam yerleşecek bir kucak bulmuşken atlayıp gitmek de gayet cazip olacak. sonrası.. yine başa sarıyor.

10 Nisan 2009 Cuma

Ten Years After


I'd love to change the world

But I dont know what to do

So I'll leave it up to you..
uzun süredir başka bir şarkı dinlemiyorum, dinlesem de tam olarak duyamıyorum. aklımda hep nasıl da konuştuklarımızı yapamadığımız var, lafta bile kalmayı beceremeden dağılan düşüncelerimiz var. bir şarkı gelip bunları tek tek yüzüme vurduğunda, arpacık kumrusu gibi düşünüyorum. sonra güneş açıyor ve vazgeçiyorum, yine sana bırakıyorum..

şöyle böyle arkadaşlar

lütfen,lütfen ama lütfen.. birgün aramızdaki paylaşım azalsa, bana bir sebepten öfke duysanız bile..
geçmişimizde başımdan geçen ve üzüntüme şahit olduğunuz durumları avaz avaz yüzüme vurmayın, sırf üzüntü vermek için hatırlatmayın.

kırk yılda bir yalnız olmadığım halde mutluysam bunu fazla görüp bok etmeye çalışmayın.

yakınlaşmak konusunda elimin ayarı olmadığı için ve size herşeyden önce dost gözüyle baktığım için beni bir kez daha pişman etmeyin.

eğer sizden bunları rica etmek zorunda kalmışsam, bana artık sadece selam verin geçin. pek muhabbetimiz olmasın, ben zaten yakınlaşmak ve dost olmak konusunda çoktan pes etmişimdir.

7 Nisan 2009 Salı

yolculuk vakti

Benim için değil, ben bir süre daha sabitim. ''The Persona davulcusu, bas gitaristinden uzun yıllardır ilk defa tam 10 gün ayrı kalıyor.. '' evet bu haber de kitapçığımızda önemli bir haber olarak yer alabilirdi. Pelin! senden yolculuğunun her anında keşfetmeni isterim ki;
Başın sıkıştığı ve çözümsüz kaldığın an, yeni bir yerde yeni bir başlangıç yapma ihtimalin var. bu sadece romantik komedilerdeki sarışınların başına gelmiyor, bunun ismi kaçmak da değil, bu sadece ihtiyacımız olanın yollara düşmek olduğunu gösteren bir seçenek. bu seçeneğin her anını hafızana yerleştirmeli ve yaşamalısın. ve bu gezin bir başlangıç olsun, evine dönüp dolaşıp geri dönsen de, uzun süreçleri yeni renklerle ve seslerle doldurmalısın. son olarak, siyah kağıdın üzerine gümüş rengi harflerle, en saçmadan en anlamlıya, ayrıntıları kaydetmelisin! ''Böyle buyurdu The Persona bas gitaristi..''

5 Nisan 2009 Pazar

temennimiz odur ki;


dilan bozyel çekmiş, kimin işi bilmiyorum ama sevdim. kosuthvari yaklaşımlar..

insanlar yoruyor...

insanlar bazen,anlam veremediğim şekilde sert tepkiler veriyor, şaşırtıcı, ani, kırıcı. fakat biz çok iyi arkadaştık? diyorum, içimden ve dışımdan. tartışıyoruz, yoruyor, yoruluyorum.

insanlar bugünlerde biraz umutsuz ve sevgisiz kalmışlar. çift olmak için çaba gösterip, tek kalınca asabileşiyorlar. fakat ben yıllarca yalnız ama mutlu kaldım? diyorum, kendime ve onlara. yoruyor bu manasız çabaları, ben de yoruyorum çöpçatanlık danslarımla.

insanlar bazen öyle çok seviyor ki birini içlerinden, kocaman kalplerinden. bir deftere anlatabiliyorlar bu hallerini, sonuçlarından korkarak umut ederek. fakat diyorum, o kadar gerçek ki bu halin. yoruluyor bu hisler zamanla, umutsuz insanlar yoruyor.

insanlar yormuş sevdiğim insanları, ben yetişemeden kollarıma alamadan, ''fakat böyle üzmek kırmak zorunda değilsin, kendi yoluna gidebilirsin sessizce'' demek isterdim tanımadığım, geçmişte kalmış bir kıza. insanlar yoruluyor hak etmedikleri şekilde.

yorgunuz bugünlerde. ben,dostlarım,çevremdeki her kocaman yürek. sonrası çok güzel olacak bir dinlenme kozası içindeyiz. şimdi uyuyalım..

4 Nisan 2009 Cumartesi

ama arkadaşlar iyidir, candır, ciğerdir..



resimdeki beyefendi, benim ilk stencil'ımdır. heykel vizesi için, itp'nin boş kalmış tek duvarına konduracağım bu harem ağası figürü, son iki haftadır stres kaynağım, ümitsizliğim ve abarta abarta bitiremediğim işim oldu. elimde büyüdü ama sonuç yok!

ta ki bugün pes etmeye yakın halde çıktı alana ve itp'ye gelip ''yardım???'' diyene kadar. Osman. Çağrı. Özge. çok teşekkür ederim, şu minicik ayrıntıları kesen ve arkasını tek tek bantlayan elleriniz dert görmesin emi. sizi öyle çalışırken izlemek büyük keyifti, benim gibi bir içli köfte için mutluluk dolu anlardı. yarın spreyimizi de sıktıktan sonra dördümüzün ilk stencilı çıkmış olacak, fotoğrafını eklerim.