assos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
assos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ağustos 2011 Pazartesi

assos kedileri






ayrı bir başlık altında incelenmesi gereken bir konu bu. bir kere, kedilerde olmayan ''başka bir kediye sadık olma'' durumu bunlarda abartılmış bir şekilde var. anne, baba ve beş çocukları beraber geziyorlar. masa, masa. içlerinden biri atılan yemeği kapınca, diğerleri saygı ve huşu içinde izliyorlar, elinden kapmaya çalışmadan. o kadar bol yemek var ki, hepsi yusyuvarlak göbekler yapmış.

bir de sevgilim bana bir lazer verdi, bununla kedileri kudurtmam için. her gece yemeğimizi yerken onları her yere koşturduk, yan masalardan ''aaa kedilere bakın, biri lazer tutuyor, şu çift yapıyor, bak çocuğum izlesene'' gibi sesler eşliğinde, tüm otel pek eğlendik. gündüzleri su tabancalarıyla, geceleri lazerle oynayan tuhaf bir çift olarak, otel insanlarına renk kattığımızı düşünüyorum.

fotoğraflarını koyduğum iki kedi, tüm tatil boyunca yanımızdan ayrılmayan iki kardeş. en çok boğuşanlar, en çok yemek kapanlar. eminim şuan o deniz kenarında yine bu şekilde alt alta, üst üste oynuyorlardır.

tatilden kalanlar








Assos sakin ve huzurlu bir tatil isteyenlerin mutlaka gitmesi gereken, ufacık bir sahil yerleşkesi. daha öncelerde de gitmişliğim var ama, bu sefer ki denize, kedilere, yemeklere, romantizme doymamı, taşmamı, kocaman olmamı sağladı. bir deniz bu kadar mı saydam ve ferah olur, liman kedileri bu kadar mı aç olur, sevgilim bu kadar mı güzel olur... hep bir şaşkınlık içinde gezdim. zaten bana 'leyla' demeye başladı, artık adım leyla kaldı. hak ettim gerçi, birkaç kez oda anahtarını orda burda bıraktım, çantama attığım çikolatalar patlayıp, onun değerli telefonunu, kitabını, benim gözlüğümü mis gibi çikolataya buladı, bir şişe birayı plaj havluma döktüm. ben tatillerde iyice dalgın oluyormuşum, bunu da anladım.

en güzel anlar ise, doğumgünüm için ordan burdan kalkıp gelen dostlardı. bir anda kemik grubumuz toplanıverdi bir sahilde, emek güzel güzel müzikler açtı, ah bir de şeftali şarabını açtı ki muhteşem kokuyordu. sonradan bir de tekila şişesini açtı ve etraf biraz bulanıklaşmaya ama çok güzelleşmeye başladı sonra. gecenin sonunda her birimiz bir yerlere serildik, ben çok mutlu ve derin bir uykuya daldım.

şimdi hala ufak bir limanın, karnı her daim aç kedilerini, açık mavi soğuk denizini, zeytinyağlı yemeklerini, mezelerini ve midyelerini düşünüyorum. ben ne zaman ege'den dönsem, ait olduğum yeri bırakmış olmanın hüznünü ve özlemini içimde hissederim.