fısıldamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fısıldamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Şeker kokan kedi.


  Tüm hayatım boyunca daha kaç kedim olur, kaç patiyi öperim, kaç kediyi severim, bilmiyorum... Ama sen hep en özel, en derinlerimdeki, kendi varlığım haline gelmiş kedi olarak kalacaksın. Bugün ipek gibi tüylerini severken, 10 yaşına geldiğini hatırladım bir kez daha, içimi hüzün sardı. Bana baktın dönüp ''Sana 38 yaşına kadar yaşamaya söz verdim, daha yanındayım şapşal'' dedin. Şaşı bir kedi bana her şapşal dediğinde güldüğüm gibi, güldüm. 42 ol, 55 ol, yaşın önemi kalmasın Şeker. Sen benim kedi kızkardeşimsin.

13 Temmuz 2014 Pazar

seni sevmek çok kolay

  Ben seni öpebildiğim her an öpmeye devam ederken, artık başka hiçbir şey dilemem. Bıyıklarının çok az üstü, yanağının hemen yanı, güldüğün zaman şişen o minik şeker yanak parçası, benim ana öğünüm. Sana 6 yıl önce şeker yanak derken, ben de bu kadarını tahmin etmezdim. Gelecek bu kadar belirsiz ve kaygı yüklüyken, neyi sevdiğimi, neyi iyi yaptığımı keşfederek, çalışarak ve yorularak günler geçerken, serin bir havanın ve rüzgarın çılgınca özlemini duyarken,

  bir çocuğun dudağının kenarında, benim tüm minnetlerim ve huzurlu iç çekişlerim saklı.

11 Mayıs 2014 Pazar

Gökyüzünün yukarısında da yağmur var mı?

  Sizinle konuşmaya başlayalı birkaç yıl oluyor. Hiç tanışmadığım, tanışmadan tanıdığım bir anneyle sohbet ediyorum düzenli olarak, fısıldıyorum, gördüklerimi anlatıyorum, kendi anneme verdiğim gibi rapor veriyorum. Bunu çok severek yapıyorum, zaten sizinle aramda olan ilişki o kadar yoğun bir sevgi üzerinden şekillendi ki, bu sohbetlerin olmaması olanaksızdı.

  Özür dilerim, bugün oğlunuzun yanında değilim. Bana ihtiyacı var mı ondan da emin değilim, gerçi hep birazcık ihtiyacı olduğunu düşünmeyi seviyorum, kendimi önemli hissettiriyor. Ona yemek pişiriyorum, evi gerçek bir ev yapmaya uğraşıyorum, sevebildiğim her an seviyorum onu, yanında olup da sarılmadığım, öpmediğim tek bir gün geçmiyor. Oğlunuz iyi sevgili hanımefendi, oğlunuz muhteşem. Kimseyi sevmek böyle zevkli, eğlenceli bir uğraş olmamıştır. Onu izlemek, aldığı kararları, önüne koyduğu hedefleri, sakince ilerlemesini, başarmasını, ama mütevaziliğini asla bırakmamasını, hatta ne kadar güzel şeyleri başarıp da, kendini başarılı bile hissetmemesini izlemek, her seferinde şaşırtıyor beni, daha da gururlandırıyor. Onunla büyüyor olmak, ondan yeni şeyler öğrenmek gururlandırıyor beni. Mesela geçen gün taze fasulye ayıklamayı öğretti, bana kalsa akşam yemeğini 10'da yerdik, çünkü ona söylemedim ama ilk kez deniyordum fasulye yapmayı. Benim için kalanları da o ayıkladı, ben kestim, o ayıkladı, sessizce yanyana hazırladık. Ben yine bir tuhaf oldum, ona anlatamadım bu durumu da, eminim siz anlarsınız. Bir anne anlar bazı ufacık şeylerin değerli büyüsünü, verdiği sıcak neşeyi.

  Bugün hava beklediğimden de yağmurlu. İhmal ettiğim diğer evimde, eksikleri tamamlıyorum. Gönül alıyorum, anneme sarılıyorum. Ben gözlerimle ve içimden geçirdiğim sözlerle de sarılmayı başarıyorsam eğer, size de sıkıca sarıldım bugün, gökyüzüne bakarken. Bu çocuk var olduğu ve hayatıma girdiği için, kalbimin derinliklerini tekrar ve tekrar keşfettiği için, size teşekkür ediyorum. Yakında ziyaretinize geleceğiz yeni çiçeklerle, içten gelen kelimelerle ve aramızda kalan tüm verilmiş sözlerle.

23 Nisan 2014 Çarşamba

Ben seni nasıl susayım?

   Sana daha önce kimsenin bakmadığı bir açı var, derecesiz ve düzlemsiz bir açı. Tam oradayım seni izlerken, keşfedilmeden önce eksikliği fark edilmeyen bir buluşun, kaşifin aklına düştüğü andaki kadar heyecanlı, aydınlık bir zihin hali bu. (Ama benim kalbimin içinde bir zihin var.)

  Bütün güzel sözleri duyman gerek ama güzel sözlerin çoğunu kendime saklamam gerek. Bu benim içimdeki bitmeyen ikilemlerden biri. Karşımda bir Amerika, bir kimya formülü, bir yeni takım yıldız, bir elektrik akımı duruyor ve ben mantıklı olmak, sakin konuşmak zorundayım. Neden? (Çünkü terbiye, çünkü sükunet, çünkü pek çok nedenden dolayı böyle böyle işte.)

  Ben sana o an bir klişe söylemek istedim, çok istedim de söylemedim. (yok seni seviyorum değildi, bütün ''seni seviyorum''ların yaşandığı bir bahar gününde, o da kesmezdi.) 

  Ben şimdi burada da sustum. Bak ben cidden sustum. (Konuştuklarımı da ertesi gün geldim, sildim hatta)

  Daha sonra değil de, biraz daha sonra, kulağına söylerim.

26 Şubat 2014 Çarşamba

Beşinci 26. Şubat

  Sonra gelip sakince yazdıklarımı sildim, sen bile okumadan.
  Hislerim sürekli, hala, hep. Umarım bunu her zaman, en derinlerinde hissedersin. Kutlu olsun sevgilim.


31 Ocak 2014 Cuma

''sana bakmanın şerefine, evlat''

ben senin kollarına geliyorum. hava çok soğuk, aklımda sokakta yaşayan hayvanlar var. senin için mantarlı börek ve böğürtlenli pasta yaptım, ellerim kollarım yemek dolu, ellerim soğuk, kollarım heyecanlı, ben sana geliyorum.

26 Ocak 2014 Pazar

sunshine of your love

 ben şimdi ne yapacağım? ben şimdi ne yapacağım?! bütün nefesimle aşığım. ben şimdi ne yapacağım?! nefes alırken ve verirken, yeni nefeslerden önce, varolan bütün halimle aşığım. dalgalar halinde geldi yine, uzaklardan yaklaştığını görüyordum bu sefer, hiçbir yere kaçmadan, kumlarda oturmuş bekliyordum. bir de şimdi onun sağlığı söz konusu ya, çok hassasım. her hücrem iyiliğini istiyor gökyüzünden. ''lütfen çok iyi olsun ve kollarıma geri dönsün.'' gökyüzüne bakarak ardı ardına tekrarladım bunu, önce fısıldayarak, sonra normal sesimle, iyiliğini istemek her yanımı kaplayana kadar tekrarladım. ben onun iyiliğinden ibaret oldum bir an.

onu yolcu ettikten sonra boğazımda bir düğümle yukarı çıktım, evine. (onun evi, evdeki her şey ikimizin, en güzel sabahlarımızın ve akşamlarımızın evi) boş kahve kupalarımız sıcak, onlara dokunmadım. bir çay aldım. üzerinden çıkan tişörtü yüzüme bastırıp kokladım. bunu yapmamalıydım çünkü içimde hiç tanımadığım bir çılgınlık yaratıyor, hem orada değil, hem orada, kokusunu alıyorum, sarılamıyorum, insan deli olur... iki saat öncesini düşünüyorum, dün geceyi düşünüyorum, dün gündüzü. çılgınca kaybetmekten, yitirmekten korkuyorum. ben ne zaman bu kadar düşkün oldum? ben şimdi ne yapacağım? kahve kupalarımızı, diğer ıvır zıvırları topluyorum. sabah çektiğim fotoğraflara bakıp, birini efektlerle süsleyip kaydediyorum. bir çoğu kimseye göstermek istemeyeceğim kadar bize özel, sevgi dolu, mutluluk dolu. onları ifşa etmeye kıyamıyorum, gayet ''poz verilmiş'' bir taneyi seçiyorum. ben romantik bakmaya çalışırken onun beni gıdıkladığı ve hiç istemesem de at gibi güldüğüm, onun da hınzır hınzır baktığı fotoğrafı ise, içimin en derinlerine kaydediyorum. o benim canım. beş yıldır her gün daha fazla canım. canımın bu kadar büyük olduğunu da ondan öğrendim.

iyileş. kollarıma geri dön. sana sarılmayı şimdiden çok özledim.


7 Eylül 2013 Cumartesi

Dalgalar kıran çocuğa

Sana gördüğüm en güzel şey olduğunu söylemeye kalkıştım.
Ağzımı açtım, kapadım. Açtım, bana dönüp baktın.
Sen gülümsedin, ben şaşırdım.
Gördüğüm en güzel şey bu kadar basit olabilir mi? (Gerçi ya bir kedi olacak ya bir insan. bir o kedi, bir bu insan, değişip duracak yani; bak rahatladım karmaşıkmış iyi)
İyi bu oda, iyi. Sen varsın, ben varım, başka da bir şey yok.
Tavana baktım sonra, gökyüzüydü.
Pencereyi açtım, bir bulut girdi içeri.
Kırıtıyor mu bu bulut? Vallahi gülümsüyor gözlerini aç bak.
Sebebini sordum, elim avucunda uyurken seyrediyormuş bizi saatlerdir.
Sen, bulut ve ben uyuduk biraz daha, üçümüz bir bütün uykusu.
Şöyle bir-iki saat uzanmak oldu bir derin dalmak, ayılması zor.

Tam oldum ben sonra. Tastamam oldum.
Eksik-gedik kalmaktan yorulduğum her an için, birazını sonraya saklamak, üşüyünce üzerime bir şal gibi alıp sarılmak için, bir de uzun yola götürürken yolda okumak için,
Biraz daha sokuldum tastamamlığımıza.
Yanaklarıma sürdüm, boynuma, parmaklarım güçsüz kalmış çok; onlara.
İyi geldin.

Dudağım soğuktu yanağın sıcak.
Sonra bir dalganın, dalgakıranına kavuşma sesi.
Isındım.

Uzun yolda ben sana sarılacağım bak ruhun duymayacak, sen olağan bir gündüz vaktinde,
Ben, dalgalar halinde.
Kopuyor.
Rüyanda gördüğün. ''Merdivenlerin tepesinde, basit bir rock'n roll şarkısında.'' Dans eden. Kızım ben.
Sen, dalgakıran. Çocuk.