29 Eylül 2014 Pazartesi

My own personal Jesus

Ben bugünlerde yine Beatles'a düştüm. John Lennon'ın sesini duymadan, kayıt aralarında ettiği zekice lafları, esprileri ve kıkırdamalarını dinlemeden kendime gelemiyorum.
İnsanlar meleklerini, mesihlerini ve habercilerini seçebilirler. Ben John'a sarılacağım.

27 Eylül 2014 Cumartesi

incelikler ve kalınlıklar

  Kendime not düştüklerim arasına eklemeliyim, ''Kime, hangi ölçüde iyi davrandığına dikkat et.''  İyi davranmanın tam tersi de kötü davranmak değil elbette. Eğer öyle olduğunu sansaydım (iyi davranmayı beceremediğim insanlara, sadece kötü davranabilseydim) insaniyet, ilişkiler, dostluk, tavırlar ve kararlar hakkında hiçbir şey bilmeyen, içinden gelen saf kötülükle hareket eden bir moron olmam gerekirdi. Kendimi bu saçmalıklardan arındırdığım oranda iyi ve şanslıyım.

 Kötü bir insana karşı, en az kendisi kadar kötü olmak, benim yabancısı olduğum bir deneyim, sabrım el verdiği sürece de öyle kalmasından yanayım.

25 Eylül 2014 Perşembe

Sararmış ve rüzgarlı Bodrum günleriydi.

Bodrum'da iki hafta, iki ay gibi iki hafta. Tatilciler evlerine dönmüş, geriye yerlisi kalmış, etraf durulmuş, rüzgarlar başlamış, herkeste bir rehavet ve sükunet. Sanki cennetteydik. Sanki her yer bizimdi.

Bir bahçede uyuduk ve uyandık, ayakucumuzda, benim kolumun altında kediler, O'nun güzel yüzü. O bahçeyi adam ettik, O sabah akşam suladı, ben ağacımızı ektim. Geceleri hep sessizdi, uzakta limanın ışıkları vardı, bizim şarabımız ve mumlarımız, bir de rüzgarımız. Rüzgar hiç durmadı, son iki gün bir güzellik yapıp dindi o  kadar.

Bodrum'da iki hafta. Nereden çalıp aldıysak o vakti, bize pek iyi geldi.



2 Eylül 2014 Salı

beş çayı saati ışıkları


Koridorda çayın olmasını beklerken, perdeden süzülen ışıkları izliyordum, kırılan ve yansıyan ışıklar beni hep büyüler. Böyle istemsizce elim fotoğraf makinesine gidivermiş, kedi Şeker de olanca göbeğiyle, kırıta kırıta kadraja girivermiş. Bir kedi her anı kusursuz yapmaya yeterlidir.

1 Eylül 2014 Pazartesi

Böyle desinler.

  Sık sık içine kapanır, bazen günlerce yatağından ve evinden çıkmaz, en yakınlarıyla bile iletişim kurmazdı. Az çok tanıyanlar ondan ''güleryüzlü, neşeli ve kibar bir insan'' olarak bahseder, yüzüne karşı bu iltifatlar edildiği zaman mutlu olur fakat içten içe aslında ne kadar da ''öyle olmadığını'' düşünür, fakat buna üzülecek hali bile bulamazdı kendinde. Yorgun doğmuştu, çokça da tembel. Pek çok şeyi ıskaladı, cesaret etmedi ve uzak durdu. Küçük evinde kedisiyle geçirdiği saatler, kahvesini içtiği ve kendi halinde çizdiği resimler yetti ona.

Ama bir çocuk vardı ki, (kişisel dökümanları O'ndan yer yer ''şeker yanak'' bazı şiirlerinde ise ''dalgakıran'' olarak bahseder.) hayatını özel ve kutsanmış hissetmesine sebep olacak kadar çok sevdi onu. Hayatına aldığı ilk ve son aşkı, tuttuğu ilk ellerin sahibiydi. Çoğu insanın ilgisini çekmeyecek kadar eski moda, kendine has ve tutkulu, ilham veren bir sevgiydi bu. Ama içine kapandığı o karanlık günlerde bile yataktan çıkmasını, en verimsiz zamanlarında bile kalem ve kağıda sarılıp gördüğü güzelliği resmetmesini sağlayacak gücü veriyordu O'na. Çocuk ise pek tepki vermiyordu, yine aynı kişisel dökümanlara göre, sakince ve memnun bir ifadeyle gülümsüyor, daha fazla yazması ve çizmesi için onu teşvik ediyor, fakat hayattaki her şeye karşı yaklaştığı temkinle ve dikkatle yaklaşıyordu bu uçlardaki sevgiye. Aralarında bir denge, uyum ve erdem vardı. İyilerdi. Çok iyilerdi. Tıpkı bir müzik grubu gibi.



Bir noktaya kadar böyle. Oradayım. Sonrası biraz değişsin isterim, (ikinci paragraf hep aynı kalmak koşuluyla). Deniz aşırı yolculuklar, tembellik bir kenara bırakılıp açılan sergiler, birkaç şiir kitabı, bir masal serisi, henüz yapmamış olduğum ama yaptığımda kendimin bile beğeneceği bir portre, deniz kenarında yaşamak, çok fazla insana resim çizmeleri için gereken bilgiyi vermek, birkaç ağaç ve pek çok farklı türde hayvan büyütmek isterim. Sevgilimle sayısız görsel iş üretmek, güçlerimizi birleştirmek, heyecanla yeni işlerimizi basılı görmeyi beklemek isterim. Vakti gelince bir aileyi, şahit olduğum her aileden farklı ve iyi kurabilmek, (mümkünse eğer bu) isterim. Bir de iguana beslemek çok istiyorum.



1 Eylül'de yorgun ama umutlu, dileklerle, derin nefeslerle dolu bir gündeyim. Bir yanda berbat şeyler oluyor, bir yanda parlak, renkli ve güzel bir şeyim var. Sanırım herkesin hayatı böyledir.

Daha fazlası için itiş gücü. Lütfen.