9 Nisan 2019 Salı

Baharın başlangıcı gibi

   Tüm yüksek inişler ve çıkışlar ile düz bir çizgiyi tutturmaya çalışan ve ''Nasılsın?'' sorusuna düşünüp düşünüp ''Fena değil.'' cevabını verdiren sevgili hayat, yazmadığım iki ay boyunca da bildiği gibi devam etti. Şubat'ın sihri ve hafifliği, Mart'ta yerini sebepsiz bir ağırlığa, sık sık gelen endişe ve kedere bıraktı. Çok güzel ve hafif olan Şubat için değerdi, ağır ve yıpratıcı Mart. Bu düzensizlik bende uzaktan baktığımda bir sakinleşme yaratıyor. Artık anksiyetenin, aniden gelen uykusuz gecelerin, çok kolay bir şeyi bile yapamaz hale gelmenin kalıcı olmadığını biliyorum. Kendimden biliyorum ki bu bilmenin en iyi şeklidir. Geliyor ve geçecek. 
 

  How I met your mother'ı izlemeye tekrar başladık. 24-25 yaşımdayken izlediğimde bu kadar hakkını verememiş olabilirim, özellikle ilk sezonları ne güzelmiş, 32-33 yaşımda tekrar izliyorum, karakterlerle aynı yaştayım, çok garip bir his. İzlediğim çoğu dizideki karakterlerin yaşlarıyla kendi yaşımı (ve elbette sevdiklerimin yaşlarını) ve hayatlarımızı kıyaslıyorum. Bu sanırım büyümenin getirdiklerinden. Grace and Frankie'yi bilmem kaçıncı kez uyku öncesi izlemeye devam ediyorum. Bu kızlar bana çok büyük bir huzur ve güven veriyor, onlarda çok iyi tanıdığım bir anne kızı görüyorum. Yanımdaki anneme (kızıma) gülümsüyorum.
 

  Havalar da benim gibi kararsız. Çok güzel, güneşli günlerin arasında serpiştirilmiş gri ve kasvetli günler var ama artık sorun değil, kış bitti, gerçekten bitti. Benim için Ocak gibi bitmişti, gözümde o kadar fazla büyüttüm ki (Her kış öncesi, en zor kışımı beklerim ve öyle de olur.) bitmek bilmedi, aralarda çok güzel zamanlar da vardı, çok konforlu, huzurlu günler de. Onları bir ara hatırlayıp yazmam gerek. Yazmadan anlamıyorum.

Evde uzun ve ağrılı bir regl günü, fakat ihtiyacım olan her şeye sahibim. Huzurlu bir uykuyu izledim, bir kedi ve bir anne birlikte. Biraz Sabrina izledim. Sonra biraz daha onları izledim. Isındım, yedim, ısındım, yedim. Şimdilik ve sonrasında da bu, yeterlidir, benim için sihirlidir, teşekkür ederim.

13 Şubat 2019 Çarşamba

Her şeyin sihirlendiği gün

  Bir buçuk yıldır yapamadığın o şeyi yapabildiğin, soğuk ama güneşli, bitkin ama huzurlu Pazartesi gününü unutma. Sabahın erken saatinde iki kırmızı pelerinli kız, her şeyi halletmenizi, sonra çayla ısınmanızı, kendini nasıl da ferahlamış hissettiğini unutma. Gelip için rahat bir şekilde dinlendiğini, uyuyup ısındığını, ne yapman gerektiğini öğrendiğini, uzun zaman sonra bilinçli ve iyi olmaya hazır hissettiğini unutma.

  Ve bunları ne olmadan yaptığını. Aylar sonra. Bu bir sihirdir ve bundan sonra bir şeyler kötüye bile gitse, bu benimle kalacaktır. Teşekkür ederim. Bunu okuyan herkese, satırların sonunda şükredecek büyük iyilikler dilerim.

 
 

8 Şubat 2019 Cuma

Şeylerin ilginç şekilde iyileşmesi

  Geçtiğimiz ay içinde iyice dibe vurup, 10 gün kadar önce doktoruma ve eczacı arkadaşıma artık dayanamadığımı, düzelmemekten yorulduğumu yazdıktan sonra, tuhaf bir biçimde hafifledim. Birisi demişti ''Yeter diye bağırmadan düze çıkılmıyor'' diye. Tam düze çıkmadım (Belki tam düz yoktur) Ama 10 gün içinde kendimi daha iyi hissetmeye, daha kolay nefes almaya, daha az ilaç almaya başladım. Açan güneşin ve ısınan havanın da yardımı oldu bu duruma. Bunu yapmayı beklemezken yapabildiğimi görmek beni hep mutlu eder, yine çok mutlu etti. Şeylerin beklenmedik bir biçimde yoluna girebildiğini unutmamam gerekiyor.

 

  Sonra her şey güzel giderken bağışıklığım yine çok düştü, ne olduğunu hala anlamadığım ve çok bitkin düşüren gribimsi bir şey oldum, canım annemin doğumgününü yatarak geçirdim. Ne zaman böyle uzun süre boyunca hasta olsam endişe ve stres başlar, doğru takviyeleri almadığım ve kendimi iyi tutamadığım için kaygıyla dolarım. Sayfalar dolusu vitaminler ve doktor makaleleri hakkında okurum ve kafamı iyice karıştırırım. Dünden beri de bunu yapmaktayım. Endişe bir huy haline geldi, gün içinde çekilmez anlar yaratıyor. Bir gün tamamen sağlıklı ve sağlam hissetmeyi ve en yakınlarımın benim için kaygılanmamasını çok, çok istiyorum.
 

Yarın yine uzun ve zor bir gün var önümde, eve geldiğimde bitkin ama rahatlamış olacağım. Böyle günlerde fazladan şükretmek, şanslarımı kendime hatırlatmak iyi geliyor. Hadi güneş aç artık, ışılda, parlat, içimizi aydınlat.


4 Ocak 2019 Cuma

Patronus'umun Etkisi

  Dün Nişantaşı'ndan üşümüş, ıslanmış halde eve geldik. Çok daha ferahlamış hissederek. Kendin gibi olanları öğrenmek, bilmek, yüreğine su serpilmesi ne kıymetli ve eşsiz hisler. Tüm bunlarda yalnız değilim, artık bilinçaltımın diplerine bastırmıyorum, yüzeye çekip çıkartıyorum.

  Korkumla tanışmıştım iki hafta önce, dehşet içinde kalarak. Dün el sıkıştım, oturup dinledim ve anlamaya başladım. Öncesinde ne kadar zorlandığımı, ayaklarımın geri geri gittiğini, yatağıma kaçma isteğimi anlatamam elbette. Ama yaptım. ''Yapabildim'' demenin rahatlığı o kadar büyüktü ki.

  Ve bu yapabilmiş olmak, sonrasında yorgun argın eve dönmek, çok güzel şeyler yemek, demli çaylar içmek, ısınmak, yatağa gömülüp yorularak hak edilmiş bir uykuyu uyumak, benim ''Expecto Patronum!'' diye haykırdıktan sonraki dinlenme ve ödül anımdı. Çok güzel ve rahatlatıcıydı. Bu yolculukta, her zaman hatırlayacağım çok iyi, zor, sonrası rahatlık olan bir adım olarak hatırlayacağım dünkü güzel kış günümüzü. Sonrası Profesör Lupin'in Harry'ye verdiği bir parça çikolata gibi, annemin getirdiği en büyük kupadaki çay.