25 Ekim 2014 Cumartesi

neredesin?

  En sevdiğim desenim kayboldu, üzgün ve eksik hissediyorum. Ben malına mülküne, hele de çizimlerine, tablolarına değer veren, koruyup kollayan biri olamadım hiç (kendime en kızdığım konulardan biridir.) pek çok resmimin yerini bile bilmem, elime geçtikleri zaman da büyük resim çantam yakınlardaysa ona yerleştiririm, eğer değilse... kalır öylece. Genellikle elleri öpülesi annem bulur, sarıp saklar bir yerlere.

  Magdalalı Meryem için çizip boyadığım, içime sinmiş çok az desenimden biriydi, aramadığım yer kalmadı. Söz, bulursam çok iyi koruyacağım.

24 Ekim 2014 Cuma

Güzel şeyler kaydı

  Hayatın, yaş dönemlerinin ne kadar hızlı geçtiğini algıladığım bir zaman aralığındayım. Canım pek kaydetmek istemiyor, ama bunun sebebi günlerin keyifsiz olması değil, tam tersi ardı ardına gelen güzelliklerin akışına hiç ilişmek istememem. Bir de nereden gelip üstüme yapıştıysa ''Dile getirirsem, fotoğraf çekersem, çok bahsedersem bozulur, kesin bir şey olur.'' korkusu, geldi kondu üstüme. Ardı ardına sevdiklerini kaybeden, ayrılan insanları dinledim, okudum bu aralar, etkilendim istemsizce. Zaten ''empati'' beni fazlaca zayıflatan bir konu oldu hep, birisi karşıma geçip dertlerini anlatsın, biraz ağlasın, ben ondan beter olup kalırım bir köşede, bütün o sıkıntıyı kendi içimde hissederim tüm ağırlığıyla. İşte bu hüzünlü hikayeler de içimde birikiyor, aynılarını, benzerlerini yaşamaktan çılgınca korkuyorum, içimdeki sevgi de çok korkuyor ve bir köşeye siniyor.
  Günler, hep hatırlamak isteyeceğim kadar huzur ve aşk dolu. Belki de sadece bunu kaydetmek yeterlidir.



13 Ekim 2014 Pazartesi

Yer Serisi

Daha iyi bir yer 100x120 

Güvenli bir yer 90x120

Yersiz Kalan 100x140

  Haziran'da başladığım ve kendiliğinden gelişen bir seri bu, üzerinde hep düşündüğüm ve okuduğum konuları, becerebildiğim kadar görselleştirme çabasındayım. Şu ilki, Elif'in portresi, kısacık saçları ve kocaman gözleri olan, o ilk başladığım ama sonuncu bitirdiğim resim, elimde büyüdü bu aylar içinde. Portre üzerine çok şey denemek istediğim için başlamıştım, bir seri yapmakta olduğumu fark ettiğim resim oldu aynı zamanda. Ortadaki Banu, Sapanca Doğapark'ta yaptığım ve orada bıraktığım resim, tam da orada doğanın içinde geçirdiğim o güzel günlerde, ''yer''kavramının ne kadar da sonradan edinilebilir olduğunu, ''tercih''in çok büyük bir önem teşkil ettiğini gördüğüm resim aynı zamanda. Sonuncu ise, artist Jessica Chastain, ama benim onu boyadığım şekliyle Magdala'lı Meryem, tarihteki en çok zulüm gören, en çok da aşık olunan kadın figürünü sembolize ediyor, dikenle ilişkisi de çok kolay okunabilir bir metafor, ama sorun değil.

  Ne kadar da uzun anlattım. Bu kadınların ait olduğu yerler, dikenli, sivri, kurak, tehlikeli görünse de ilk bakışta, aslında çok daha huzurlu ve tercih edilmiş mekanlar, bu figürler açısından. Bu kadınlar güvende ve huzurlu, en önemlisi akıllanmış kadınlar. Şimdilik bu böyle, devamı da geliyor.

4 Ekim 2014 Cumartesi

Yorgan Çadır

Yorganı tamamen kapatınca içerisi çadır gibi oldu, sıcak ve loş.
Öyle bir an ki,
Öyle hisler ki bunlar

Sonrasında sersemlemiş halde hatırlarken, tarifini yapmak zor.
Ama yaklaşık olarak,
Birlikte uyuyan ve ısınan iki kedi gibi.