9 Haziran 2011 Perşembe

rezalet

artık procrastination denen eylem hakkında ne kadar uzmanlaşmış olduğumu tekrar etmeyeceğim. ama bugünkü, özellikle de şu dakikalardaki halim resmen rezalet.

bugün evden çıkmayıp çalışmaya karar verdim. ilk başta son derece de umutluydum kendimden, elimdeki 350 sayfa ders notuyla başa çıkacak kadar zeki, çevik ve kuvvetliydim.

sonra facebook'u açtım. blogları açtım. last fm açtım. deviantart açtım. birkaç saat sonra internet üzerinde sayfalar dolusu yazı okumuştum ancak kendi sayfalarımı açmamıştım bile.

yemek yedim. çay içtim. tatlı yedim. bunlar sık aralıklarla tekrarlandı.

kedimi havalarda atıp tuttum. ''git be manyak'' dedi. aldırmadım.

akşama doğruydu ki, genelde hiç bakmadığım moda bloglarını açmaya başladım. kim nerde ne giymiş, saçını nasıl yapmış diye inceledim. sonra özel hayatını, en mahrem detaylarıyla anlatan bloglara geçtim. teşhircilerden cidden hoşlanmıyorum. sonra da hiç ama hiç tanımadığım, hiç merak etmediğim insanların bloglarını, tumblr'larını, formspringlerini okumaya başladım. saatler geçti. akşam olmuyordu bir türlü.

cımbızı ve aynayı aldım. iki kaşımın arası iyice açıldı. şaşkın bir ifadem var şuan. hayretler içindeyim. sonra makyaj yaptım. sildim.

artık açık açık ders yapmaktan kaçmaya başlamıştım. how I met your mother'ın izlemediğim son bölümlerini izledim. sekiz bardağa yakın çay içtim. kedimi zorla kucağıma aldım, kafasını sıktım, göbeğini sıkıştırdım. küfür etti. bıraktım.

sevgilimle konuşmaya çalıştım, otur dersini çalış dedi. kafama takılan birşeyler vardı, hasan'dan yardım istedim, o da pas vermedi. kala kaldım.

nasıl oldu bilmiyorum ama en son akşamüstü 5'ti, şimdi gece 1'e geliyor saat.

ve ben 350 sayfalık ders notumu ufacık ufacık keserek kopyalar yapmaya başladım. yaşımdan başımdan hiç utanmadan, bir tomar ders notunu, yüzlerce ufak parçaya bölüyorum şuan.

uzun süredir bu kadar alçalmamıştım.

4 yorum:

  1. en son boncuktan yaptığımız kolye ve küpeleri, altınolukta bir hediyelik eşya dükkanına satmaya çalışırken bu kadar alçalmıştık galiba. tabi bunu yaparken bir elimizde de domates, salatalık, peynir, zeytin dolu poşetler olmasının payı büyük diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  2. düşününce gerçekten de saçma bir andı. fakat hediyelik eşya dükkanındaki dinozor adamı ikna edemeyişimizin sebebi, elimizde kilo kilo soğan, domates, zeytin olması olabilir, belki gereken güveni sağlayamadık onlar yüzünden. ama onun kaybı olduğunu düşünüyorum ben.

    YanıtlaSil
  3. Kedim olsa, ah bir kedim olsa. Ne güzel!
    Final haftası bu ve buna benzer yaptığım bir sürü şey canlandı gözümde. Ders çalışmak dışında her şeyi yapmıştım. İşin iyi tarafından bakacak olursak sen en azından kopya hazırlamak için de olsa bir çaba içine girmişsin.

    YanıtlaSil
  4. iyi ki vaktimi ders çalışmak yerine kopya hazırlamakla geçirmişim kopyalarım kurtardı beni :) kedi almanı şiddetle tavsiye ederim sıkıntılı anlarda baş kurtarıcım!

    YanıtlaSil