19 Şubat 2021 Cuma

Ah şu birkaç gün

 Öncesinde olan ve sonrasında olacak her şeyden bağımsız olarak;

  Birlikte geçirdiğimiz, sevgi dolu birkaç kış günü için şükürler olsun. Çölde kuruyarak ölmeye yatmışken, bir büyük şişe su bulmaya benzerdi şu birkaç gün, o kadar dramatik değildi belki ama hayati bir umut ve neşe verdiği kesin. Bazı hisleri ve tepkileri ancak sihir ile açıklayabiliyorum, evet, sihirlendik. Uzun zaman sonra tekrar, sihrin kırıntısı kalmamış ve asalarımızdan kıvılcım bile çıkmazken tekrar. Elbette sihir, inandığım en değerli kavramlardan biri, onu içimde ve dışımda bulamazken bile, yitirmişken bile inandım. Bu şekilde geliyor bana geri, inandığım için. 

  Bu seneye ve özellikle bu üzgün, karışık, öfkeli kışa dair, gülümseyerek hatırlayacağımız birkaç gün için mutluyum. Kalıcı bir iyilik beklemeyecek kadar çok şey yaşadım, hakkını vererek keder ve umutsuzluk yaşadım. O yüzden o güzel, sevgi dolu, hiç beklenmedik Pazar günü ve sonrasındaki diğer pofuduk karlı, kahveli, kedili, kahkahalı, sarılmalı ve kavuşmalı günlerimiz için minnet duyacağım, onları alıp kalbimin raflarından birine, yüzleri bana dönük şekilde yerleştireceğim. Olmuş ve olacak her şeyden ayrı bir yere.

  Bu akşam canım annem bize geliyor, iki ev arası göçebesi, bu senenin ve bu kışın belki bizden bile çok yorgun olanı. Akşam 22.20'de aşı randevusunu aldım, umarım sakin ve temiz bir hastaneye, içim titriyor, gerginim, heyecanlıyım. Bu ilk aşının, artık korunduğu zamanların başlangıcı olmasını diliyorum, tüm kalbimle. Onu korumak, iyi olduğunu bilmek, iyiliğini sağlamak istiyorum. Artık çaresizlikler, kapana kısılmalar, kaygılar olmasın. Biz iki senedir, bu ufacık evde sürekli yıpranıyoruz, kendi içimizde ve birbirimizle beraber ayrı ayrı. Artık rahatlama olsun, sağlık olsun, huzur olsun. Hadi akşam olsun, her şey yolunda gitsin ve sonrasında sana, şu geçen birkaç günü anlatayım, çaylar koyayım, kikirdeyelim.

  Ben iyi olmaya o kadar hazırım ki. 

11 Şubat 2021 Perşembe

Bugün nasılız bakalım?

Ev: Boş ve sessiz, iki kedili, Beşiktaş'ta, soğuk, tedirgin, yeni köşeler ve yeni eşyalar var. Yalnızım.

Annem: Benim 10 senedir yaşadığım, iki ev arasındaki fiziksel ve ruhsal savrulup durma halini yaşıyor. Onu yanımda istiyorum, onun sağlıklı olduğunu görmek istiyorum, onun beni korumasını istiyorum. Ait olduğumuz odamızı ve Turunç'u özlüyor. Oradayken aklı burada, buradayken orada. Gidip geliyor. Yoruluyor, darlanıyor, yıpranıyor. Her şey belirsiz, sonunda nerede sabitleneceği belirsiz. Benim gibi.

Dizi: Suits'in 7. sezon ve sonrasını annem izlerken otlanarak baktım, baktım, en sonunda sardı, sardığında dizi bitmişti. Şimdi evde tek başımayken, baştan başladım. 

Müzik: Yok yere Yasemin Mori açıp, iyice derinlere düşüyorum. Sonra Pretty Pimpin ile ağır aksak, keyifli ve durgun bir ritm alıyorum. Arada Coconut şarkımızı dinleyip kendime coşuyorum. Büyük Ev Ablukada'nın 2012 öncesine sarıyorum, neşeleniyorum. Arada mutlaka bir Beatles oluyor, hep olur.

Yemek: yapmaktan çok sıkıldım. Yapıyorum. Çok sıkılıyorum.

Haplar: İyi, az, daha da az olur. 

Gelecek kaygısı: Yok. Geleceğime karşı hissizim, geleceğim bomboş. Memnunum, en ufak bir plan istemiyorum. Zorluyorlar, reddediyorum, hiçbir hareketin ihtimalini bile istemiyorum.

Evden çıkma: Ortalama 2 ayda bir, mecbur bir iş olursa. Yoksa kapının önüne bile inmiyorum, sanki artık dışarısı yok, sanki hep bunu beklemişim, 70 metrekarede 1 buçuk aydır yine açık havasız yaşıyorum. 

Kitap: Şiirler var, okumayı çok isteyip iki satır ilerleyip bıraktıklarım var. 

Renk: Sarının neşesi hafif soldu, yaza tekrar gelir. Derin bir yeşil var, hiç gitmiyor. Bir daha tuvale boya süremeyeceğimi hissediyorum, hiç istemiyorum. 

Bence yine iyi dayanıyorum. Dayandığımı sanıyor olmam da mümkün. Hiçbir şey bilmiyorum. 


Eşekli bir çocuk masalı

Eşeğini kaybedip kaybedip, bulmayı çok seven bir çocuk varmış. 

Bir gün yine sevinmeye ihtiyacı olmuş, önden eşeğini ürkütüp kaçırmış hemen.

Eşek meğer çok sıkılmış bu oyundan, ''Ben artık oynamıyorum'' demiş.

Bunu dediği anda da, eşek olmaktan istifa etmiş. 

Çocuk o gün bugündür hala eşeğini arıyormuş, artık bir eşeği olmadığını bilmeden. 

Masal bitti. 

6 Şubat 2021 Cumartesi

Dünyamın ilk ve en önemli özelliği

Zaman geçer, hep geçer, biraz soluklandığı hiç olmadı. Olsaydı belki ben sakin, iyi kalırdım

İnsanlar değişiyor, korkuyorum, artık güvenemiyorum. Sevmiyorum, söyleyemiyorum. 

Epeydir zor nefes alıyorum, arada bir şarkı açıyorum, duyduklarım hoşuma gidiyor.

Hiçbir şey dünyamı değiştiremez.

Hiçbir şey dünyamı değiştiremez. 

O en tatlı sesiyle, değiştirmeyecek diyor. Ben inanmıyorum, değiştirecekler yine.

Ben değiştiremez diye sayıklıyorum, sayıyorum kendime.

Hiçbir şey dünyamı değiştiremez.

Böyle bilirsem ben, değişmem, kendi sabitlerime bakarım, kendi taşınmazlarım kalır. Ben giderim ama onlar kalır, bunu bilmek de gittiğim yerde beni kurtarır.

Sizlerin olmadığı, kendimin hele hiç olmadığı, 

Uzun yıllardır yaşamayanların olduğu, tüm edepleriyle ve ince ruhlarıyla

Silinmiş sokakların durduğu, bizim o Eyüp'teki evin en sağlam kaldığı,

Ne ki, antik katmanlar bile ortada, şehir ışıklarının söndürdüğü yıldızlar ortada,

Gittiğine yandığınız her şeyi ben topladım, aldım, korudum ve dizdim oraya.

Benim dünyamın taşınmazları, yerinden oynamazları, görüntülerini ve seslerini ben yaptım ellerimle ve becerikli hafızalarımla, tasvir edildiği an ve edildiği gibi yaptım. Bir başka hafızamda yine yaptım.

Yalnızım, sessizim, kediliyim, düşünceliyim, yaşam seyircisiyim, bir gözlemciyim, azılı bir severim, kaygılı bir arşivciyim. 

Ve hiçbir şey dünyamı değiştiremez. 

Kimseyi almam, kimseyi sokmam, ışık yakmam, kapılar ve pencereler daima kapalı. Ben kendimi de almıyorum içeri, neyse ki girmeye de çalışmıyorum, zorluk çıkarmıyorum.

Ancak o şekilde var olabiliyorum kendimle.

Eğer nefeslerim zorlaşırsa, olur da gitmem gerekirse, güncel dünya üstüme yıkılırsa falan,

Sayıklarım birkaç kez,

Hiçbir şey dünyamı değiştiremez. Ben çevremde kendi çizdiğim görünmez bir halka ile gezerim.

Üstten bakınca halkadır, içerden bir küredir, isterse köşeleri vardır, bana ve kedime göredir.

Onu ben kurdum. Onu sizlerden korunmak için kurdum. Katkınıza teşekkür etmem. 

Hiçbir şey dünyamı değiştiremez.

Jai guru deva om

Hiçbir şey dünyamı değiştirmeyecek diyemem. Değiştirmeye kalkarlar, kaçarım. Ben yine kurarım. Ben yine, hangi hafızam varsa onunla, önce kedimi rahat ettiririm, sonra hemen kurarım, ben yine, ben hep. 

Jai guru deva om...