2 Haziran 2011 Perşembe

burnundan soluyan yazı

hergün taksime gitmekten o kadar sıkıldım ki... ''derdin ne, gitme o zaman'' demeyin dostlarım, donanımlarıma donanım eklemek için yazıldığım kurs taksimde, resim yaptığım atölye taksimde, geçici bir süre için kaldığım ataşehirin otobüsleri taksimde... illa ki her gün gidiyorum. ve gittikçe insanlara, kalabalığa dayanma eşiğim düşüyor. bu yüzden de dün kırmızı bir pelerine koşan bir boğa gibi istiklal'de yürürken, taksim'den bazı şeyleri yok ederek onu çekilir hale getirebileceğimizi düşündüm. sayıyorum, siz yok ediverin.

1. kalabalığın yüzde 70'ini atıyoruz. böylece cadde nefes alabilir hale geliyor.

2. adımbaşı karşınıza çıkan ''bir soru sorabilir miyim, iyi günler bzzztt'a üye olmak ister misiniz? arkadaşlar, üst katta çok güzel yerim var, geçin'' şeklinde terör estiren, bir gün içlerinden birine cidden kafa atacağım anketörleri, broşürcüleri, cafe görevlilerini olduğu gibi silelim. para kazanmanın başka bir sürü yolu var, insanların yolunu keserek, üstlerine gelerek, taciz ederek para kazanmayı anlamıyorum.

3. kötü kokular acilen yok olmalı. dün de konuştuk, insanlar kokuyor. insanlar neden kokuyor? hava 5 derece ısınınca, neden bu sevgili insanlardan buharlar tütüyor, içerde ne pişiyor? sheltox'la gezmem ve üstlerine sıkmam mı gerekiyor?

4. acelem varken, hızımı almış yürürken, önümde duran insan birikintileri de çok sinirimi bozuyor. yürüyorsun, yürüken durma. devam et. arkanda insan var, neden arkadaşınla konuşmak için, kafanı kaldırıp bir afişe bakmak için, ya da sırf aklına birşey geldiği için önümde duruyorsun? kenara çekil, kapama yolu.

bak yazarken tansiyonum zıpladı, daha atm'lerde illa ki önümde durması gereken, işi bir türlü bitmeyen, o kredi kartını elinden alıp ikiye kırıp geri vermek istediğim insanları anlatacaktım. ben bugünlerde çok sinirliyim dostlarım, olur olmaz herşeye delleniyorum, sakinleşemiyorum. derin nefes.. derin nefes.. yok, kar etmiyor.

1 yorum:

  1. Dört maddeye de can-ı gönülden katılıyorum efenim.

    YanıtlaSil