28 Eylül 2024 Cumartesi
Tatlı neşe
Bir haftaya sığan 12 gün, 12 güne sığan 50-130 duygu. Yok abartmıyorum, ben öyle hissettim ve yaşadım. Dün vardığım dinginlik, tekrar odaklanmaya başlama hali, hafif bir yorgun gülümseme. Hemen besledim tatlı duyguları, sularını verdim, sevdim, buyur ettim. Öncesindeki ağır, kaygılı, yoğun olanlara da aynı şefkati vermiştim, onlar da benimdi ve hissedilmeye hakları vardı. Duygularımın hakları var artık, biliyorum ki duygular haksızlığı, görmezden gelinmeyi, azarlanmayı hiç sevmez. Onlara çok değer veriyorum, fark ediyorum ve isimleriyle hitap ediyorum, dönüşeceklerini bilerek. Bulutlar gibiler.
Bugün neşe de çıkageldi ki o en kayıp olan, az uğrayan yeni hayatımda. Ya dinginlik ve sükunetten sonra görünmeyen, ya çıkagelirse peşisıra hüzünlü bir durgunlukla gelen. Böyle her şekilde kabul ede ede, saf ve tatlı, kendisi olmaya başladı neşem. Minik filiz, büyüyor. Hava dün ve bugün 27 dereceydi ama hazirandaki 27 derece gibi boğucu değil, hafif, esintili ve güzeldi. Kırlangıçlarımı uğurluyorum birkaç akşamdır, nefis bulutlar eşliğinde. Bugün sokağa indim, kediden kediye giderek ufak bir tur attım akşamüstü. Halsizlik ve uyaranlar bir yana, benimsemediğim mahalle bir yana, sadece iyi geldi. İyi gelenleri bulmak, bilmek, hatırlamak, beslemek. İçim aydınlık bu haftanın 12. gününde.
Pazartesi 19 derece ve yağmurlu olacakmış. İçim belki kararır, üşür, olabilir, içimin de bir gökyüzü var. Aydınlandığını biliyorum ya. Hepsi benim ya. Çay da var, yeni romanlar da var ya. Tamam, peki.
22 Eylül 2024 Pazar
22 Eylül serin ve özgür
Beşinci 22 Eylül ve artık acımıyor. Bu o kadar güzel bir özgürlük hissi, öyle geniş bir ferahlıkmış ki. Geçen sene bugün acıyla haykıran halimi okudum günlüğümden, onunla hesaplaşmalarımızı okudum. Ben kendimi oradan çıkardım ya, güçsüz kollarımdan tutup, kollarımla sarılıp kendime. İşte bir yıldönümü, önce yasgünü oldu, sonra da özgür kaldı anılarından. Demin bir saat boyunca tatlı tatlı konuştum onunla, içinin sızısını da dinledim, hep konuşmayı sevdiğimiz ortak konularımızı da, güldük, bazı harika anıları özlemle andık. İki arkadaş gibi. Bir zamanlar, uzunca bir zamanlar bir bütün olmuş, sonra acıyla parçalanmış, sonunda da uygun bir mesafeden birbirine uzanmaya devam eden iki yakın ''şey'' gibi.
Bugünün minik mucizesi, çizimim bana geri döndü. İki ay rahat olmuştur, belki üç. Kalem kağıda yaklaşamayalı, imkansız hale gelmişti sonunda. Öylesine geçiverdi bir serin, turuncu akşamüstü. Kırlangıçları gittiler sanıyordum, bir anda onların şahane cıvıltısını, uçuşlarını, harika bulutları fark ettim. Annemin kaktüslerinden biri son derece çizilesi göründü. Defterime, kalemime uzanıp yerleştim ve iki saat boyunca sadece çizdim, kalemin sesiyle, önümdeki formlarla bir oldum. Uzun zamandır en canlılık hissettim haldi bu. Beslemeye değer bir hal ve bir fincan da çay lütfen, teşekkür ederim.