28 Ocak 2025 Salı

Bir çatı altında

 Bu çatı altında, birbirimize verdiğimiz destekler, gece saatlerimiz, salonda yeni yeni başladığımız akşam birlikte filmlerimiz ve dizilerimiz, yatağımızda aynı anda romanlarımıza daldığımız ve sayfaların hışırtısında huzur bulduğumuz akşamlarımız... Benim anlamlarım, minnetlerim, huzurlarım. 

  İçim daraldığında, bir türlü sakinleyemediğimde, deminki gibi salona yanına gelişim. Tıpkı çocukluğumda, gençliğimde, tüm yaşlarımda yaptığın gibi beni yatıştırman, yapmam gereken ama beni korkutan konuda cesaret vermen, kendi deneyimlerini paylaşman. Hem senin için, hem kendim için son senelerde çok artan sağlık kaygılarımın beni daraltması, bunaltması, senin bunları yumuşatman, rahatlatman. Sana sarıldığımda, kokunu içime çekerek, doya doya sarıldığımızda hissettiklerim. 

  İyi haberlerle, ferahlıklarla, üstümüzden kalkan yüklerle rahatlamamıza ihtiyacım var. 

  Sonra, çok yıpranmış olan sinir sistemimi onarmaya devam edeceğim kaldığım yerden. 

  Bu gece ise, seninle bu çatı altında olmak, seninle olmak. Her şey. 



11 Ocak 2025 Cumartesi

Bu aralar neler var

Diziler: En son harika keşif Ted Lasso oldu, iyi ki denemişim. Akşamları önce hızlı hızlı, sonra az az ve tekrar baktım. Şimdi Evrim de izliyor, onunla hala aynı dizileri sevmemiz, konuşmamız mutlu ediyor beni. Bir şekilde o bağ, yenilenerek devam ediyor. 

Modern Family, 6. sezona geldik, sabah dizimiz. İmkansız şekilde mutlu, iyi geçinen, çok zengin, çok farklı ve yakın bir aile. Bazen gülüyoruz, bazen sinir oluyoruz. Tam yaz dizisi ama kışa denk geldi.

Kitaplar: Napoli Serisi, 3. kitabın ortasındayım. Konular ağırlaştı, bazen daraltıyor, bir iki gece ara veriyorum. Sonra merakla geri dönüyorum hikayeye. 

Arada eski Bant dergilerimi karıştırıyorum. 2004, 2005, sürüp gidiyor. Dergilerden öğrendiğim müzikler, filmler, konular öyle çok ki. Büyük bir kültürdü bu dergiler, tasarımları, konuları. 

Rutinler: Son iki haftadır beslenme, egzersiz, sağlık adına dalgalı ve bozduğum bir rutin var. Berkay'la ufak adımları güncelliyoruz. Duolingo'da 160. günüm yarın. İyi ki bunu yapmışım. 



Kış ortası üç gün bahar

   Çok iyi geldi. 17 derece, güneşli, tatlı hava. En azından birini dışarda geçirmemizi istemiştim ama olmayınca da sorun etmedim. Önceki hafta çok ağlamış, çok sarsılmıştım, ikimiz de. Beklenmedik şekilde zorlayıcı, dolup taştığımız ve halsiz kalana kadar karşılıklı hırpalandığımız yılbaşı haftasından sonra, bitkindik. Ben sinir sistemimin ne kadar hasar aldığını, fiziksel olarak da fark ettiğimde hala şaşırıyorum. Geçirdiğim ilk ağır sinir krizleri 2021 baharında, Beşiktaş'taki evdeydi. Ağlamaktan çok farklı bir şey. Bu evde, güvenli insanımla olması da ne kadar yıprandığımı, çökkünlüğümü gösterdi bana. Bununla ilgilenmem gerekiyor, yapabildiğim kadar. Biliyorum artık, travmalardan sonra eskisi gibi olmak diye bir şey yok. Yeni bir kendin, yeni anlamlar bulmak, bütün olabilmek amaç oluyor. Her şey baştan ama aslında orta yerden. Evet, garip ve zor, pek çok şey gibi.

  Neyse neyse, tüm bunlara üç gün bahar havasıyla ara vermek. Ne kadar güzel oldu. Sahip olduğumuz ilk terasta, bir kez daha minnetle iç çekerek bomboş etrafı, bulutları izledim. Yanımda çıkardığım kitapları pek okuyamadım. Dikkatimi veremedim. Aralarda ateşim vardı, bitkindim ama yine de çıktım. Bir odaya kapalı halde (evden öte, odaya) senelerini geçirmiş birisi için bu öyle iyileştirici ki. Güneş, tenimdeki o yumuşak esinti, havadaki hafiflik... Ertesi gün, yani bugün nasıl soğuk ve gri olacağını bildiğimden, tutunmamaya çalıştım. İçeri girerken havaya baktım, geçsin, gelsin. Nasılsa geçecek, nasılsa gelecek dedim kendime. Bugün de hatırlamaya çalıştım o tatlı, sıcak hissi. Gece annemle çatı salonumuzda film izledik, ilk kez. Hidden Figures. Arkada onun astığı minik ışıklarla. Onunla onarılmak, iyileşmek, birbirimizin değerini tekrar bilmek, ne olursa olsun yanyana kalmak. Bu en sevdiğim gerçeklik. Seni çok seviyorum anne. Beni çok sevdiğini biliyorum. Bu bizim baharımız, her mevsim.