Çok alıştım. Nasıl bırakırım bu sevgiyi, şefkati, rahatlığı ve sevdiğim düzeni? Ne için bırakırım, tekrar yaşanabilecek neler için?
Bu yazın en güzel tatili ve en huzurlu zamanlarıydı bu yatak odası, annem ve Şeker üçgeninde korunmak benim için, her şeyden ve herkesten. Akşamlarımız müzikli (Tarkan'lı hatta Nil'li), kendi halimizde, bazen ortak bir diziye bakarak (Atiye'nin yeri başka) Birbirimize maske takacağımız zamanları hatırlatarak, akşam çaylarımızı en büyük boy cam kupalarımızda içerek ve en güzel sabah saatlerimizi salonda, öğlen kahvaltılarında geçirdik. Ben şimdi nasıl kahvaltıyı tek başına ve kupkuru bir tostla yaptığım, evde ses olmayan, neşe olmayan, tamamen yalnız olduğum bir eve giderim? Akşama kadar da ses olmadan, kediler olmayan, annemin bulunmadığı, yalnız ve tatsız ev.
Çok zorlanıyorum, çok kıvranıyorum. Hele ki salgının yükselişe geçtiğini, ben yokken olabilecekleri düşününce midem ve aklım birbirine giriyor. Lütfen bitsin artık, lütfen bitsin. Dayanamıyorum.
Ben burada çok rahat ve iyiyim.