Woody Allen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Woody Allen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ocak 2014 Perşembe

insanın kendini woody allen hissetmesi

  ellerim yerinde duramıyor, endişeyle, anlam verme çabasıyla sürekli hareket halindeler. kaşlarımın ortasında derin bir çizgi, çatıklar, onlar da ellerim kadar endişeli şekilde havaya kalkmış haldeler. saçlarım (özellikle son kırpılışından beri) karmakarışık, dağınık, taramam gereksiz bir enerji kaybı olacak gibi. ve pijama altım.. pijama altımın belimin üst noktalarına kadar çekilmiş olması ancak kaygı hallerinde yaptığım bir şey. çıkarıp düzgün bir tayt, elbise falan giyebilirdim elbette ama pijamanın kendimi rahat ve güvende hissettirmesine ihtiyacım var. bir de bitmeyen mızmızlığım var ki, her konuda, tükenmeyen, canından ve canımdan bezdiren bir mızmızlık.

  woody allen bazen bir yönetmen değil, bir yazar değil, sadece geçmeyen bir ruh hali. bir oluş şekli. insana kendini hiç gitmediği new york'ta, hiç evlenmediği diane keaton'la, hiç takmadığı kemik çerçeveli gözlüklerin ardında hissettiren bir ruh hali bu. tarif etmesi zor, şanssız bir his. 

20 Aralık 2012 Perşembe

kar, kedi, film

 en son ne zaman kar yağdığında huzur dolduğumu, keyfini çıkardığımı hatırlamıyorum. kar yağarken pencerenin önünde olmayı elbette severdim, hala bir ritüel gibi yapıyorum, fırından yeni çıkmış sıcak kek, yanında yeşil çay, yeni başlanmış kitaplar, battaniye, kedi şeker, fonda bir film ya da müzik.. hala bunlar kışın tek güzel tarafı, hatta bunlar olmasa bütün kışı kapkara bir bulut şeklinde geçireceğim. ama artık soğukta donmakta olduklarını bildiğim, yiyecek bulamayan kedi köpeklerin varlığı, hepsini önemsiz kılıyor. kar demek köşe başlarına konacak hayvanlar için ilk yardım kitleri demek artık. neyse ki o kadar çok hayvan sever dostum var, o kadar çok güzellik yapıyorlar ki, içim biraz rahatlıyor. şanslı hayvanların sayısı artıyor, facebook sayesinde hele, insanlar çok daha bilinçli ve vicdanlılar. bugün elimde mama ve su kapları, sokak sokak gezip, o kadar kat giysi arasında donduktan sonra eve geldim, şeker'i kucağıma aldım ve ona ne kadar şanslı olduğunu fısıldadım. purrrladı ve gerindi, sanırım ''evet farkındayım, ayrıca ellerinden kokladığım kadarıyla o zilli tekiri sevmişsin yine hıh!'' dedi.


  Woody Allen'ın yeni filmi ''To Rome With Love''ı öneririm. adam yaşlandıkça tatlılaşmaya, kendi endişeli, paranoyak, geveze haliyle daha da fazla eğlenmeye başladı. yine sıkıca boğazına kadar iliklenmiş gömleği, göbeğine kadar çekilmiş pantolonuyla, fakat iyice beyazlamış saçlarıyla aynı Woody Allen, onun ikili ilişkiler için kurduğu zekice dialoglar, aldatmanın, rezil olmanın, kendini sorgulamanın ve bilinçaltının güzel bir şekilde filme yedirilmiş halini izliyoruz. ve elbette duşta şarkı söylemenin güzelliği, bu en eğlenceli detaylardan biri olarak gülümsetiyor. Roma'ya da bol bol doyup hayran kalıyoruz bir kez daha, turistik mekanları da, sarmaşıklı, daracık ara sokakları da büyük bir özenle çekmiş, bunun için bile izlenir. son olarak Woody Allen'ın en büyük başarılarından biri, Tim Burton'ın tamamen aksine, aynı oyuncuları ardı ardına farklı filmlerde kullanırken hiç kabak tadı vermemesi. (Tim Burton sayesinde Johnny  Deep'ten bile soğumuş birisi olarak söylüyorum bunu) Woody Allen oyuncularının derinliklerini ve farklı yüzlerini sunmayı başarıyor seyirciye. mesela bu filmdeki tatlı Amerikan turist Alison Pill, bir önceki filmi Midnight in Paris'te nevrotik ve neşeli Zelda Fitzgerald olarak çıkmıştı karşımıza, ama ikisinin aynı insan olduğunu ilk anda söylemek bile zor. yine de Midnight in Paris ile karşılaştırınca o kadar da etkileyici, parıltılı bir film değil ki imdb de kendisini pek kaale alan olmasa da notu epey düşük tutmuş. ben bu adamın 80'ler ve öncesinde çektiği  filmlerini ayrı seviyorum, son yıllarda çektiği Avrupa şehirlerini dekor edinen, kalabalık ve eğlenceli filmlerini ayrı. ama son yıllarda çektikleri içinde hala favorim Whatever Works, eski ve yeni Woody'lerin el sıkıştığı çok zeki ve tatlı bir filmdi.

4 Kasım 2010 Perşembe

whatever works



''That's why I can't say enough times, whatever love you can get and give, whatever happiness you can filch or provide, every temporary measure of grace, whatever works...''

Filmimiz Woody Allen'dan, 2008 yapımı Whatever Works. Ben bu adamı sevmiyorum, onun zeka fışkıran, kinaye dolu, insanı bir anda avucuna alan senaryolarını da, üzgün köpek yavrusu bakışlarını da sevmiyorum. belki Woody Allen, bambaşka biri olsa, çok seveceğim her filmini. Annie Hall'u mesela, en az on defa daha izleyeceğim.

ama bu film öyle değil, Woody yönetmen, başroldeki nevrozlu, dahi, aksi ve yalnız adam da kendi karakterini yansıtıyor tabi ki, Woody Allen kendisi oynamasa bile her zaman başroldedir. çok eğlenceli, çok düşündürücü bir film. diyaloglar elbette mükemmel.

Yalnız olan, sonunda yine yalnız kalır. biri varken de yokken de. çok düşünmeyi bir eylem olarak, biliçle gerçekleştiren herkes gibi. ve en sonunda, hayatını devam ettiren cümleyi keşfeder ''Whatever works'' aşk, mutluluk, bağlılık, eğlence... aslında hiç farketmez, herşey olur.