17 Haziran 2011 Cuma

but you



dün gece tekrar juno'yu izledim, uzun zaman sonra. üç yıl kadar önce sonbaharda oldukça berbat bir bunalıma girmiştim, konusu ''ben bu şehirde, bu okulda, bu evde ne yapıyorum''du. o bunalımdan ben resmen juno sayesinde çıktım. her gün ama her gün izledim, iki ay boyunca. evet her zaman izlemedim, çoğu zaman juno'yu açtım ve resim yapmaya daldım, yazı yazmaya daldım. ama juno'nun sesleri, melodisi hep vardı. bunalımdan çıkınca da, hayırsız bir insan olduğumdan, bir daha izlemedim.

filmi izlemeyen kaldığını sanmıyorum, o yüzden tavsiye etmeyeceğim. ama bir ayrıntı var ki, o ayrıntının ağzını burnunu kırmak istedim izlerken, üç yıl önce hiç öyle bir isteğim olmamıştı. micheal cera. bu kadar sümsük, odun, tepkisiz, duygusuz, karşısındakinin derinliğini zerre hak etmeyen sığlıkta, leş bir rolü bu kadar başarılı oynadığı için kendisinden nefret ediyorum, çünkü eminim kendisi de böyle bir insan. nick and norah's infinite playlist ve scott pilgrim'de de aynı herifti, hep aynı herif, her filmde aynı herif. allah senin sevgilin olacak zavallıya sabır versin. kız sana hamileyim diyor, sen mal mal bakıyorsun yüzüne, napıcaz diyorsun. kız sana seni seviyorum diyor, sen yiyişebilir miyiz diyorsun. pis bir insansın, donuk bir insansın, tatsız tuzsuzsun. juno gibiler de hep senin gibileri bulur, potansiyellerini bol bol harcayabilmen için, tamamen şanssızlık... o kadar kızgınım ki şuan başka birşey yazmayacağım, juno'yu da bir daha izlemeyeceğim. fak!

3 yorum:

  1. o çocuktan bende nefret ediyorum.sanki öylesine doğmuş geçerken bir uğramış tipi var.kafasını kessem elyaf çıkacak kılçık herifin.

    YanıtlaSil
  2. ay ne kadar doğru söyledin, resmen, tam olarak öyle. dünya gözüyle görüp bir dövebilsem keşke.

    YanıtlaSil