Temmuz hakikaten kaydı bu arada. Yine iki ay uzunluğunda, yine çok sancılı geçti. Hava 34 derece, hissedilen daha da beter, öylece evimizde kaldık. Ülke gündemi çok yaktı, daha da yakar. Buna alışılmaz, bundan kaçılmaz. Bu böyle bir dönem ve ilerde insanlar, şu anki psikolojimizi, neye nasıl dayandığımızı, sosyolojik her açıdan halimizi uzunca konuşup yazacaklar. Önemli bir konu olarak, hayatta kalıyoruz.

Klimalara tapınarak geçen bir ayın ve bu ayın yarısının ardından, epey bir şey okudum, izledim, yedim, pek çizemedim ama onun zamanı var. Hızlı ve çok severek başladığım Hyunam Dong Kitabevi çok sakin, akıcı, dingin bir roman. Son hafta biraz sıkılarak ara verdim ama devam ediyorum. Aldığıma çok memnun olduğum iki Sempe ustanın resimlediği kitabımdan, ''Bir Çatışma'' incecik bir Süskind öyküsüydü ve keyifle, üç güne yayarak okudum. O arada öylesine paylaştığım Twitter'dan, yine çok gereksiz yere büyüyen bir ilgi ve paylaşım gelince, sanal olan her şeyden ne kadar bıktığımı anladım. Görselli ve yazılı sanal paylaşım alanları epeydir tüketmek için var, biraz daha malesef kirletmek ve bulandırmak için. Hayatımdaki sanal insanlardan birinden de, kendisinin ne kadar yargılayıcı ve duyarsız olabileceğini gösterdiği bir hadsiz müdahale aldıktan sonra, buralardan iyice uzaklaştım. Gerçek ve aidiyetim olan, güven veren, anlamsızlık değil anlamları besleyen insanlarıma, kendime, araçlarıma döndüm. Çok iyi geldi. Berkay'la uzun, derin, komik sohbetlerimizle hatırlayacağım bu yazı. Birbirimize verdiğimiz anlayışları, ortak ve farklı çabalarımızı paylaşabilmemizi, bazen sadece absürd ve havadan sudan geyiklerimizi. Dizilerden Vikings Valhalla muazzamdı, uzun zamandır izlediklerimin en iyisiydi. Üzerine Last Kingdom, aynı dönem ve benzer konu diye başladım ama onun tadını vermedi. Maman, The Boss'ı izledi, ben de yan gözle ve keyifle arada eşlik ettim. Birkaç romana başlayıp, az az okudum. ''Mrs. Harris Paris'e gidiyor'' filmine ikimiz de bayıldık. Those about to die da bu ay başladığım şahaneliklerden. Kitap ve filmlerin yanına eklenen en güzel şey bir oyun, Domino! Belki de annemle, çocukluk yazlarımda en çok oynadığımız oyundu. 37 yaşımda hala, aynı şekilde nefis yeniliyorum, zerre gelişmemişim ve hala taş çekmeye başlayınca, dirseğime kadar diziyorum. Kadın kazanıyor, kahkahalarımız terasta çınlıyor. Onunla büyümek, onunla eğlenmek, her şey.
Hareket etmeyi, esnemeyi, düzgün ve temiz beslenmeyi oturttuğum aydı bu, ön hazırlığı ve denemeleri aylardır süren, artık kalıcı ve iyi sonuçlar verir hale geldi. Bedenimde olumlu değişimler, iyileşmeler var, sinir sistemi ve sindirim sistemi onarımına çok dikkat ediyorum. Bunların devamında, hala çok zayıf olan bağışıklık sistemimi de onarmayı çok istiyorum. İlaçlarla en mesafeli haftamı da unutamam, her yönden bir arınma yaşadığım o tatlı hafta. Yaşamak, görmek ve en çok hak eden canımla paylaşmak çok güzeldi. Nicelerine olsun birlikte. Ah maman demişken, 11 gündür ara vermeden devam ettiğim Fransızca dersleri, nasıl da hazırmışım ve zihnimi iyi yönde yormak iyi gelecekmiş. Şimdiden mantığını anladığım, rahat kurduğum birkaç basit cümle var. Duolingo hocamla iyi anlaştık.
İşte gelecekten, bu karanlık günlerimize bakan sayın sosyologlar, tarihçiler, psikologlar ve diğer herkes. Böyle şeyler yaparak dayanmaya çalıştık. Dayanamadığımız ve serilip yattığımız da çok oldu. Bugün kendi içimde bir zorluğu aştım, ferahladım, sevindim. Yani diyebilirim ki, Ça va bien, merci. Hadi bonne nuit cheri'lerim.