Dün geceki rüyayı atlatamadım, çok fena geldi. Beni en sarsan, düşüncesi bile içimi sıkıştıran, hep korktuğum ihtimalin rüyasını görmek ne fena. Zihnim resmen işkenceyle, zorla, bana o düşüncenin görüntülerini gerçekmiş gibi izletip yaşattı. Ah zorba zihin.
Yeni bir kızarkadaşı vardı, oluyordu resmen. Birkaç kez buluşmuştu, çok hoşlanmıştı, bunu bana açıklayıp sakin kalmamı istiyordu. İçimdeki acıyı hissettim, içim ezildi. Sorduğum soruları hatırlıyorum, neleri merak ettiğimi, onun ne kadarını anlatıp ne kadarını artık benimle paylaşmadığını. Hatta öğrenmek için, normalde asla armayacağım, zebani gibi bir eski yüzü arayacak kadar çıldırdığımı. Sonra onun benimle dertleşir gibi paylaştığı bazı şeylerle, o ''kız'' hakkında edindiğim fikirleri, kendimle kıyasladığımı, içimin bir kez daha yandığını.
Olan biten hiçbir şeyi işleyemedik. O olduğu gibi kabarık halısının altına tıkıp geçti. Ben hepsi önümde, hepsi kırıklar yığını, kalakaldım. Asla birlikte temizlemeyeceğini, onarmayacağını anladım sonunda. Hep oyalayacağını ve beni de idareten sürenler listesinde tuttuğunu. ''Belki bir gün'' diye diye. Hiç gelmemiş ve yaşanmamış tüm sözleri gibi. Sorun değil, artık istemiyorum ve beklemiyorum. Odağımda kendime verebildiklerim ve verebileceklerim var. Artık başka birinin sözlerine zaten güvenmem.
Yine de. Gördüğüm berbat rüyaya ve o kadarına hazır olamam. Olmak zorunda da değilim. Sadece unutmak istiyorum. Çok acıdı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder