Geçen haftanın güzel ve hafif sonunu anlatamadan, yazamadan devam ettim. Çok şükür iyi denebilecek sonuçlar. Hafif geçen bir Cumartesi ve Pazar.
Bugün dozu artarak gelen ve yığılan mutsuzluk. Tüm bunlar nasıl oldu, ben elimde kalanlardan, kendimden kalanlardan ne yapacağım hissi ile mutsuzluktan başım döndü. Kafamı dağıtamadım. Filmlere, dizilere sığamadım. Çok acıdı, çok acıyor. Bunun muhatabı asla dinlemeyecek, asla onarmayacak. Üstüne hesap soracak hep, üstüne azarlayacak. Aş artık, geçti, geçmişte bırak. Lanetler olsun, bu leş gibi haksızlık. Midem bulanıyor hizmet ettiğim ikiyüzlülükten. Ne yaptığımı bilmiyorum.
Günübirlik ruhsal çöküntülerle, hiç hesapta yokken kendini yatakta, yorganın altında bulan benim. Boğazımda bir yumru, ağlamadan 7 gün dolsun diye kendini tutan benim. Ben sevdim, ben kaybettim. ''Onlar da seni kaybetti, düşünsene neler kaybettiler'' diyen arkadaşıma, ''Beni kimse kaybetmedi, hepsi bensiz devam ettiler, Evrim bensiz çok daha iyi hissettiğini hep söyledi'' diyen benim. İçim acıyla yanıyor. Her tekmeyi, her vuruşu her gün tekrar yaşıyorum ben. Beni kimse kaybetmedi.
Bugünler, bu haller geçer mi bilmem, nasıl geçer, asla bilmem. Ama olur da geçerse, bir daha asla. Her şeye ve herkese, koca bir asla. Sonsuz bir hayır. Kimden hayatta kalmışsam, kime rağmen hayatta kalmışsam, hepsinin yeri kendi dipleri artık.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder