22 Ocak 2010 Cuma

kırık plastik yarış arabaları

keşke geçmişten ve dolmuş yolculuklarından bahsetmeseydin. bugün değil. sen bitmeyen bir yolculukta, geçmişteki anıları ardı ardına yaşarken ve o anda kalmayı dilerken, ben başka bir dolmuşta geçmişin silinerek bittiğini hayal ediyorum. bir daha karşıma hiçbiryerden çıkamadığını. ağzımdan öyle çok ''ben asla..'' çıktı ki. ama şimdi ne kadar asla varsa içindeyim. sanki üç dört yıl önceki halim karşıma geçmiş gülüyor, başka insanların yüzlerinden. ben geçmişi hiç özlemiyorum. geçmişte olduğum insanı, aklı başına gelmemiş, burnu sürtülmemiş halimi, yanımdaki hiç ait olmadığım insanı-insanları. benim sanırım, başımı omzuna koyup bugünlere getirebildiğim biri de yok. benim zaman aşımlarım vardı hep, bir süre sonra tahammül edemeyip, eski bir tişörtten kurtulur gibi önce birkaç kez değiştirmeye çalıştığım sonra tamamen hayatımdan çıkardığım zaman dilimleri insanları.

geçmiş sana iyi davranmıştır belki, ya da bana biraz acımasız olmuştur. belki niyeti kötü değildir, ikimiz de bugünü sevelim ve yaşayabilelim istemiştir. ama uzun, bitmeyen dolmuş yolculukları sırasında ikimizin de düşündüğü bugün değil, değil mi. ben bugünü bile olmayan bir geleceğin, apayrı bir insana dönüştüğümün ve bambaşka insanlarla olduğumun hayalindeyim, başımı cama yaslamış, i pod önüme hiç anısı olmayan şarkıları karıştırıp koyarken. özlemeye kalkacağım herangi bir anıyı hatırlatırsa o şarkı, hemen yenisine geçiyorum, öyle de başarısız oldu geçmiş.

bugün kol kanat gerip bağrıma basmasam, eminim sesini çıkarmaz sayısız eskimiş halim. onlarsız nasıl olacağımı hayal ediyorum sadece. sadece kendimin de değil, hayatımdaki insanların da geçmişinden tekme yememiş hallerini düşünüyorum. ne kadar farklı olurduk, ne kadar mutlu olurduk. geçmişimizi affetmeyelim, geçmişimizi yok edelim en iyisi, yenilerine yer açmıyor, gereksiz yer kaplıyor sadece.

2 yorum:

  1. geçmişe karşı bu acımasızlığın üzdü beni, hem de merak ettirdi, ne olmuş olabilir o geçmişte diye.

    siz.. nasıl desem... etkileyicisiniz.

    ve tabiki ben de etkilenerek bir şeyler yazıverdim.

    YanıtlaSil
  2. kendi kendimi çok kötü kırdım üç-dört yıl oldu. hiç olmasa da olurdu dediğim şeyler.. konuşuruz birgün eskilerden, dökerim eteğimdekileri.

    bloglar arası diyalogumuzdan vardığım sonuç, bu geçmiş denen illet seni sen yaparken, beni benden almış. ama atsan atılmaz satsan satılmaz :)

    ay birde güzel kar yağıyor ki, mutlu oluveriyorum

    YanıtlaSil