20 Ocak 2010 Çarşamba

georgia'nın çiçekleri





güzel sanatlar okumayı kafaya koyduğum yıl. henüz bir kursa gidiyor bile değilim ama inanılmaz şanslıyım çünkü başta annem olmak üzere, çeşitli aile üyeleri sık sık sanat kitapları alıyor bana, heveslendikçe hevesleniyor, gece gündüz okuyorum. kütüphanemin iki rafı doluyor birkaç ayda. bugün hala en sevdiğim ressamlar ve heykeltraşlar, o yıl öğrendiğim isimlerdendir.
sevgili dayım süheyl bir kitap yollamıştı, ta amerikadan. elime geçtiği an öyle kalakalmıştım. georgia o keeffe. devasa çiçekler boyayan kadın. her resmine uzun uzun baktım, kimilerinde devasa boyutlarda taçyapraklar, kimilerinde çiçeğin çanak kısmı, türlü çağrışımlara açık, akıp gidiyor tuvalde. pek sevdiğim büyükbaş hayvan kafatasları da kimi tuvalin tam ortasına yerleştirilmiş. öyle ki, şuan okuduğum bölümün sınavında ''iki organik, iki inorganik obje'' çizmemiz istendiğinde, görerek ezberlediğim bir boynuzlu hayvan kafatasını yerleştirmiştim sayfanın tam ortasına. hala o kitabın yeri ayrıdır raflarımda.
1900lerin ta başında, kadınların ressam olmaktan öte, başarılı olmaya layık görülmediği yıllarda eğitimine başlıyor georgia. çok ta başarılı ve ünlü oluyor, hayattayken resimleri satan isimlerden. aşık oluyor, evleniyor, fotoğraf ustası eşine çıplak pozlar veriyor ve fotoğraf sergileri de açıyorlar, resmin yanında. sık sık George gölüne gidiyor, ilham verici bir sükunet. hayvan kemiklerini de keşfedince, iyice anlam kazanıyor doğa kompozisyonları. çok özgür bir kadın, çok aksi bir kadın, resimleri kadar gerçek ve etkileyici. modern resim sanatının en çarpıcı isimlerinden. birçok kadına ve ressama ayrı ayrı ilham vermesinin yanında, robert mapplethorpe isimli amerikalı fotoğrafçının işlerine bakınca ise, georgia'nın tablolarını görüyorum ister istemez. ki kendisi patti smith'in yakın arkadaşı ve fotoğrafçısıydı, mekanı cennet çocuk.
frida, hollywood sağolsun, bu kadar popüler olduğu zaman, aklıma georgia gelmişti, bu kadının da birgün filmi çekilse de, o da hakettiği ilgiyi görse diye. frida gibi georgia da ülkesinde baştacı edilen, örnek alınan bir ressam. dün rastladığım ve çok sevdiğim filminin fragmanına bakılırsa, yakında bizde de bu amerikalı özgür, kafasının dikine göre yaşamış ve boyamış kadının pek çok hayranı olacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder