3 Kasım 2015 Salı

The day the music died.

Don McLean'in güzeller güzeli şarkısını dinliyorum, Rock'n Roll tarihinin harika bir özeti olan, hüzünlü ama neşeli şarkısını. Ne tuhaf ki, memleketin şuanki zavallı durumuna da tam uyuyor.


Ülkenin bir avuç kalmış, zihni temiz ve aydınlık, iradesi hür, ahlaklı insanları olarak ne ağır bir mağlubiyet yaşadık. Ne kadar sarsıcıydı. Ben sandım ki, bu kadar kan döken, bu kadar çalan, öldüren, parçalayan, yıkan, yakan insanlar artık kaybetmeye başlıyor, artık sonları yakın sandım. Seçimde hile ve usülsüzlük yapacaklarını biliyordum da, bu kadar büyük ve gözle görülür, dalga geçer gibi bir hile beklemiyordum. Onlar elbette yaparlar da, birileri çıkar bir şeyler der, birleşir, ses çıkarır sanıyordum. Demokrasinin izinin bile kalmadığı bu memlekette boşu boşuna oy kullandık, belki de son kez oy kullandık. Bizi nelerin beklediğini artık  kestiremiyorum, artık ''en kötüsünü'' göremiyorum. Belki de en kötüsünün içinde bulunduğumuzdan.

İki uç arasındayım şimdi. Bir yanım mücadele etmekten elimi eteğimi tamamen çekmek istiyor. Bir kez daha sokağa direnmek için çıkmayı, boşu boşuna günlerce gaz yemeyi, oradan oraya koşmayı göze alamıyorum. ''Ne için yaşadık o umudu?'' diyorum kendi kendime, daha çok koyanı ise, Ankara'daki yüzden fazla insanın ne için öldürüldüğünü sorgulamak. Bak yazarken bile diğer uç imkansızlaştı, sorguladığım hiçbir olayın ardından umut verici bir gerçeklik çıkmıyor, sadece kocaman, yıkıcı bir boşluk ve karanlık var. Bu memleket bomboş, kapkara bir memleket, bir uzay boşluğu gelmiş ve hacimli kara parçaları arasına yerleşmiş bir şekilde, doğurduklarını sürekli yutuyor, yuttuklarını bile rahat bırakmıyor.

Az insan, çok sanat, çok hayvan ve çok bitki ile yaşayacağım. Olabildiği kadar sıfır toplum, sıfır gündem ve sıfır siyaset ile. Türk milleti malesef Ata'mızın söylediği gibi ''Zekidir, çalışkandır.'' değil. Türk milleti ahlaksızdır, kötüdür, canidir. Bunu yok saymak da sadece daha geç ve daha büyük ruhsal çöküş yaratır. Bu halk, eli yüzlerce insanın kanına bulanmış olanı seçti, bilerek ve ellerine bakmayarak. Ben bu halkın bir parçası değilim.

Bu tuhaf ve bomboş yerde, bir avuç hacimli molekülüz. Kendinize iyi bakın, hayvanları doyurun, ağaç dikin. İyi yaşayın işte, elden geldiği kadar, mümkün mertebe iyi yaşayın.

2 yorum:

  1. Son dönemde o kadar olay oldu ki artık bu sefer kesin giderler dedim. O gün eve yorgun geldim, televizyon karşısında uyumuşum. Uyandığım gibi derin bir mutsuzluk yaşadım, hiçbir şey değişmemiş...

    Film izlerken kötü karakter eğer ustaca plan yapabiliyorsaydı, savunmasam dahi taktir ederdim zekayı. Burada bir ustaca plan yok, bir zeka yok... Her şey gün gibi orta da ve insan nasıl bir şey olmuyor, biri durun demiyor hayret ediyor.

    Bence hiçbirimiz mücadele etmeyi bırakmayalım. Diğer insanlara, hayvanlara, bitkilere iyi olalım. Güzellikleri taktir edelim, elbet bir şeyler değişecek! Umutlar her gün azalsa da, illa bir gün mutlaka kazanılacak :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim şuan tek yapabildiğim, senin güzel anlatımınla ''Diğer insanlara, hayvanlara ve bitkilere iyi olmak'' canım Zehra. Evet çok kötüler, hem de sınırsız, bitmeyen, azalmayan ve sıkılmayan bir kötülük bu, benim şimdilik (bak, 'şimdilik' önemli!) mücadele yollarım tükendi. Bir süre güzelliklere, dinlenmelere bırakıp kendimi, toparlanırım elbet. Umut dolu günlerimiz olsun.

      Sil