10 Kasım 2015 Salı

Yine bir Tüyap vakti

Benim için ''İyi ki İstanbul'da büyümüşüm.'' diyebildiğim pek az elle tutulur kazanım var, bunların da tamamı kültürel ve sanatsal etkinliklerden, gelişim adımlarından oluşuyor. İşte bu listede, her sene yaklaşan Tüyap Kitap Fuarı'nı beklemek, annemle birlikte lunaparka gider gibi o kocaman, kalabalık alana girmek, istediğim kitabı seçip alabilmek ve torbalarla eve dönmek, kitaplığıma özenle seçtiklerimi yerleştirmek hep bu listenin en başlarında oldu. Tüyap sayesinde imza kuyruğunda heyecanla beklemeyi, bir sürü kitabın önce ön kapağını, sonra arka kapak yazılarını, son olarak da ilk sayfasını okuyarak tanımayı, aynı duyguyu paylaştığım muazzam bir kalabalıkta yer almanın beni hiç ama hiç sıkmadığını keşfettim. Bu hala da böyledir, bulunduğum mekanda dört-beş kişiden fazla insan olsa bunalırım ama aynı amaç, hissiyat ve coşku çevresinde bir araya gelmiş bir kitlenin parçası olmak, biraz bile yormaz ve sıkmaz beni, tam tersi çok cesur ve güçlü hissettirir.

 Her sene özellikle Metis Kitabevi, Sel Yayıncılık, Literatür Yayınları, Remzi Kitabevi, Domingo Yayınları, Kırmızı Kedi, YEM kitapları, Can Yayınları, Pegasus Kitabevi başta olmak üzere, en sevdiğim yayınevlerinin yeni çıkardığı, indirim yaptığı, favori yazarlarını derlediği listelere bakarım, notlar alırım, bu da annemden görerek öğrendiğim ve sevdiğim bir gelenektir. Sonrası büyük bir heyecan, iki şişe su, uzun bir liste ve kalem ile o büyülü alana açılmak, adım adım yeni hikayeler, romanlar, biyografiler, sanat kitapları ve çizgi romanları keşfetmek.

Bu sene yine, Tüyap'ın Sanat Fuarı'nda görevliyiz, Akademililer Sanat Merkezi olarak. Açıkça kabullenmeli ki, Tüyap Sanat Fuarı artık demode bulunuyor, özellikle Contemporary İstanbul ile aynı güne geldiği vakitlerde pek tercih edilmiyor sanat piyasası tarafından. Bunun, fuarın çok uzak bir yerde olmasıyla da mantıklı bir ilgisi var elbette ama, asıl durum; çağdaş ve güncel sanatın yeni nesil tarafından klasik ve akademik sanata tercih edilip, daha havalı bulunuyor ve tüketime açık olması. Ben klasik sanat üslubunun, yağlı boya tabloların, özellikle de akademinin büyük ustalarının rahatça incelenebildiği, sıcak ve samimi Tüyap Sanat Fuarı'ndan yana oldum hep. Contemporary ise haberdar olunması gereken, fakat çoğunlukla şişirilmiş alt metinlerin bilgiyi ve içeriği alt ettiği, bu sebeple pek etkilenmediğim ve heyecan duymadığım bir etkinlik. Asıl amacım bu seneki favori isimlerimi ve eserleri kaydetmekti fakat yine konuştum da konuştum. Son yıllarda Tüyap sayesinde pek çok yeni genç ressam keşfettim, bu isimleri defterime yazıyorum ve daha sonra takibe alıyorum, içlerinde birebir iletişim kurduklarım, tanıştıklarım ve ''en sevdiklerim'' arasına katılanlar da oluyor. Bu sebeple artık Sanat alanı da, Kitap alanı kadar önemli benim için. Kimbilir belki bir gün, yıllardır hayalini kurduğum Sanatevi'ni hayata geçiririm, bu listeler ve isimler o zaman ayrı bir anlam kazanır, birikimlerin içinde ''isim biriktirmek'' de bu yüzden güzeldir.

Resul Aytemür'ün,  editörlüğünü yaptığım ''Pervasız Coşku'' isimli  kişisel sergisinin yer aldığı alan.

Ercan Sert'in çok beğendiğim portrelerinden biri. Doruk Sanat içerisinde başka işleri de var.
Her sene fuarın onur konukları olan büyük ustalar olur. Bu sene onlardan biri de Cihat Burak ve biz (belki de atölyemizin pofuduk Paspas kızını hatırlattığından) ustanın bu desenini çok sevdik.

Cansen Ercan, yine Akademi'nin önemli ve büyük isimlerinden. Evin Sanat'ın Neş'e Erdok'la birlikte mutlaka görülmesi gereken ressamlarından biri.

Ah işte bu en heyecanlandığım isim! Begüm Mütevellioğlu. İki-üç aydır yakından takip ediyorum ve ufak boyutlu kağıt işlerini de, büyük tuvallerini de çok seviyorum. Umarım bir sergide birlikte çalışırız.
Kader Genç. Akademililer'de geçen sene açtığı sergi sayesinde tanıştığım, sonraları arkadaş da olduğumuz ve çalışırken izleyebildiğim için çok şanslı hissettiğim, felsefesi ve tekniği ayrı ayrı çok güçlü olan bir genç ressam. ''Yer çekimi'' isimli bu en sevdiğim tablosu yakından görülmeli, fotoğrafın o güzelliği yansıtmasına imkan yok.

5 kadın ressam bir araya gelip ''Bahçe'' isminde çok ferah ve geniş bir alan kurmuşlar fuarda. Bu ufak ve harika resimlerle, tam dört duvarı doldurmuşlar. Hepsini tek tek inceledim, Öznur Eren'in resimleri özellikle, çok başarılıydı, harika kadınlar bunlar.

Ben ufak boyutlu resimleri beğenmişim genel olarak, belki kendim Akademi geleneğine pek ait olmadığım için, ya da daha samimi ve etkileyici geldiği için bu böyledir. Taygun Gülnar'ın da flu tonlardaki, genel ruh halime çok yakın bulduğum bu portresinden epey etkilendim.

Cansu Kahraman. En yeni favorilerimden, özellikle büyük tabloları etkileyici ve sihirli masal sahneleri gibi. Yakın zamanda birlikte çalışacağız bir sergide, pek hevesliyim.

Kafeterya'ya çıkıp, tüm alanı gören duvara oturmadan ve kahvemi içip gözümün görebildiği her noktayı izlemeden olmaz, en huzurlu dinlenme anıdır bu. 

Son olarak, bu geleneği inatla ve başarıyla sürdüren Ümit İyem, çok önemli bir şey yapıyor bu fuarı sürdürmekle. Yolu uzak evet, ama tüm günü kitaplarla ve tablolarla geçirmek için, kesinlikle değen bir yorgunluk bu. Özellikle bilinci ve eğilimleri şekillenen çocuklar, bu gelenekten mahrum bırakılmamalı, neyse ki en büyük kalabalığı da her sene çocuklar oluşturuyor. En sevdiğim isimleri paylaştım, içlerinde sizin de beğendikleriniz olduysa, ya da benim yer vermediğim favorileriniz varsa,  öğrenmekten mutlu olurum. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder