20 Kasım 2015 Cuma

Kaydetmeden yaşamak

  Bu bir süredir denediğim bir durum. Aslında iki haftalık yoğun fuar maceramızda, vakitsizlikten böyle gelişti biraz, ama fark ettiklerim ve hissettiklerim hoşuma gitmiş olacak ki, devam ettim kaydetmemeye. O arada haberler yine felaketlerle doldu taştı, kendimi tuttum ve hiçbir görüşümü sosyal çevreme ilan etmedim, yoruma açmadım, bu durum da iyi geldi. Sonra romantik şeyler oldu hayatımda, benden yine bir ses çıkmadı, bir yazı ya da fotoğraf, bu durum da yüreklendirdi eylemsizliğimi (sanal eylemsizlik demek daha doğrudur ya.) Gerçekler daha bir gerçek kaldı.


  Şimdi aile evimdeyim, en çok ışık alan pencerenin önünde, sabah çayımı içmeye devam ediyorum huzurlu bir öğle vakti. Paket paket kitaplar, kartlar, posterler ve resimlerle döndüm eve, hala bu kağıt şenliğinin etkisindeyiz. Sabah uykumdan kollarımın içindeki kedi Şeker'le uyandım, sevdim, kaşıdım ve sarıldım, biraz da öyle uyuduk. Annem balkonu yeni kaktüs ve succulent fideleri ile doldurmuş, ikinci çayımızı onlara bakarak içtik. Üçüncüde ben kendi içime döndüm, biraz da yazarak düşünmek istedim, uzun zaman sonra. Mektup yazmaya başladım, bütün yazma eylemlerinin en güzeline.

  Bu da, bu hafta boyadığım ufak bir kaktüs tablosu.

2 yorum:

  1. mutfaktan gelen kahveli kurabiye kokusu gibi bu yazı, ne güzel.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu okuduğum gün canım inanılmaz şekilde kahveli kurabiye çekmişti. Trafikteydim, o gün bulup yemek aklımdaydı. Hala yemedim! :)

      Sil