24 Kasım 2015 Salı

Bir başka 23 Kasım daha

Artık yabancısı değil, sakini olduğum bu bembeyaz ev giderek renkleniyor. Eğer sabah erkenden evden çıkmamışsak, ben geç kalkıp öğleden sonrayı bulmuşsam genellikle çıkamıyorum, çünkü bu saatler çok güzel ve rahat; kendi kendime olmanın, sessizliğin ve günışığının tadını çıkarıyorum, miskin kediler gibi oradan oraya konarak. Bu beyaz duvarlar ışık içinde, karşımızdaki ağaçlık arazi her gün başka sonbahar renklerine geçiyor, kahvemi içerken gözlerimi akasya ağacının yapraklarından alamıyorum.

Günler önce ''evlilik üzerine'' diye son bir yazı yazdım bu konuda, daha sonra gelip sildim. Bir başka sorgulama yazısına gerek yoktu. Görüşlerim sağlam kaldığı ve inandığım şeyi sürdürebildiğim için kendimle hafif bir gurur duyuyorum, inkar etmeyeceğim. Yeterince sadık, erdemli, özgür ve aşık olduğumuz sürece, bir toplum dayatması tarafından kurtarılmaya ve korunmaya hiç ihtiyaç duymayacağım. Belki bir gün beyaz bir elbise giyip, bunları sana fısıldarım. Belki dans da ederiz. Ama sadece, ışıklarla yıkanan bu salonda, keyfimiz için.


Mumunu üflerken yine bir dilek bulamadı, aklına gelmedi. Mutlulukla dileyecek bir şey bulamadığını fark etmek ve ''Her şey böyle sürsün.'' demek ne büyük bir minnettir, ben de sadece başımı sallayıp ''Sürsün canım.'' diyebilirim, dedim. Kuvvetli bir rüzgar esti ve akasya ağacından yapraklar yağdı, bir dilek kabul olmuş gibi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder