28 Eylül 2011 Çarşamba

as good as it gets

baştan sona mükemmel günler de oluyor, bunun olasılığını kaydetmeliyim buraya. ve o günün içindeki tüm pürüzler önemini yitiriyor günün sonunda. çünkü o harika kokuyor, ve ben bunu ona söyleyerek o anı mahfetmiyorum. kendime saklıyorum tüm güzelliği. ve iki saat boyunca oyun oynuyoruz, bir o bir ben. ben berbatken dalga geçiyor, sonra ''çekil çekil ben yapayım'' diyor. sonra bir sürü adamı azıcık kurşunla vurup muhteşem etkileyici oluyorum. sonra attan düşüyorum.
sonra o, babası, ben sütlü çay içiyoruz. babası bana moral veriyor, ''sen bu işi yapacaksın devam et'' diyor.

herşeyi dozunda tutmayı başardığım günler mükemmel. elimdeki boya lekeleri koyu turuncu, sepya, crimson kırmızı. onlar bile olması gerektiği kadar. herşey bu kadar güzelken mahfetmemeyi başararak evime döndüğüm için hallelujah...

3 yorum:

  1. Bu türden yazılarını yüzümde tam olarak şöyle bir ifade ile okuyorum : :) .Yarının,dününden daha güzel olsun hep.

    YanıtlaSil
  2. sanırım benden bahsediyorsun:)...dün beraberdik benden başkası olamaz...

    YanıtlaSil
  3. Yaprak ben de mutlu yazılarımı içim daha rahat yazıyorum, okuyanın canını sıkmamak, senin gibi dostların içini rahatlatmış olmak güzel his :)

    Pelinciğim, senden sonrasını kastetmiştim aslında. ama elbette seninle geçirdiğim saatler hepsinden değerli, özel benim için, blogumu artık okumuyorsun diye sana olan hislerimi burda belirtmiyordum, pembe kalpli özel bir deftere yazıyordum her gece, bebeyim.

    YanıtlaSil