19 Eylül 2011 Pazartesi

atölyede sıradan birgün..

yeni, bembeyaz bir tuvalin başına geçtiğim o an.. işte o an gerçekten de olasılıklarla dolu bir an, çok değerli, çok özgür.

tuvalin boyu 1.60, benden 10 cm kısa. eni de 1.40... bir süre yaklaşmadan, temkinle baktım, bu kadar büyük bir tuvalle nasıl başa çıkarım diye.

''gerçek ressam''lar için komik bir boy elbette, 2 metreye 3 metre tuvalleri boyuyorlar, ben minicik birşeyi gözümde bu kadar büyütüyorum.

başladım, ilk katı attım. azıcık ayrıntı da girdim. 6 saat geçmiş.. gözlerim ne kadar bozuksa artık, sonraki bir saat hiçbirşeye netleyemedim bakışlarımı, bulanık bulanık gezdim.

atölyedeki her gün kadar kusursuzdu, ama kedi cemil yoktu ilk defa. çok büyük eksiklik, kolay kolay alışabileceğimi sanmıyorum. aniden çıkıverip, fırçalarımı ısırmasını, kucağıma zıplamasını, canı sıkıldıysa ''kimse benle ilgilenmeyecek mi?'' diye miyavlamasını özlüyorum.

hepsinden ayrı olarak, derinlerde, boyumdan büyük resimler yapma isteği, hem de bunu hayatım boyunca yapma isteği beliriyor. sanırım geleceğimin şekillenmesi için kendime tanıdığım sürenin en başında, ne istediğimi biliyorum artık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder