5 Şubat 2010 Cuma

got martini?


çok büyük bir utanç içinde itiraf ediyorum, ben hiç martini içmedim.. oh söyledim, kurtuldum sanki. omuzlarımdaki baskı çok büyüktü dostlarım, ben hep martiniyi uzaktan seyrettim. sipariş verirken ''martini, iki zeytinli, buz olmasın, soğan koy, biber ek, sek olsun, double olsun, az demle, geri çek..'' diye uzun, kararlı emirler veren insanlara da içten içe özendim.
bu sebeple yarın martini içmek ve kutlamak üzerine bir plan yaptık. kutladığımız şey sefaletimiz, buna kadeh kaldırıyoruz. kadıköy'de hiç gitmediğim bir barda (ismini söylesem hangi gezegenden geldin sen dersiniz) hiç içmediğim bir içkiyi içip, hatta en az üç tane içip yere yapışmayı planlıyorum. deneyimlerimi elbette aktaracağım.

zeytinli not: zeytinden nefret eden insanlar ne koyduruyor bu merete? çilek falan olma mı? bir de bu siteyi buldum tariflere bakınırken, bayıldım ıvır zıvırlara.
http://www.gotmartini.com/
sadece martini içilen bir bar açarsak ki eminim açarız, aslında şeker otel'e bir martini bar pek yakışır, şöyle tabelalar da alabiliriz:
http://www.gotmartini.com/MartiniSigns.htm

''zeytin koyma, iki frambuaz, bir çilek, buzlu, double, shot yapacağım, oyuncak şemsiye de koy, kıvrılan pipet varsa iyi olur, karıştır, çalkala, tuz ek, hoop sallayıp getir..'' ve garsonun müthiş tekmesiyle uçup yihhuuu diyerekten mekanı terk ederiz..

1 yorum:

  1. ben martinimin sek içerim Eylül ama otelde mantılı ve de gözlemeli martini de veriyoruz

    YanıtlaSil