23 Şubat 2010 Salı

23

*bazen gerçekten dehşete düşüyorum. neler karşısında? öyle çok ki.

*kendime ait bir eczane dükkanım olsa, emin olun çok huzurlu olurdum. başım klozetin içinde bulsanız da beni, yüzümde tatlı bir tebessüm olurdu.

*üç gün sonrasından tırsıyorum biraz. elimin ayarı yok ki benim, mahçup etmeyi mahçup olmaktan çok daha sık yaşarım. ah bu defa öyle olmasa.

*bir keresinde bir kart almıştım. özel bir günde. günün özel olmasına biz karar vermemiştik, zaten o kart elime geçene dek sıradan birgündü benim için. ara sıra mektup kutumu açar, en değerlilerin arasından onu bulur, ne kadar ince olduğuna bir kez daha şaşırırım, daha o yaştayken bile.

*rakamlara anlamlar yüklemeyi severim. şifrelerimi buna göre seçerim mesela. 5 mutlaka geçer içinde, uğurlu sayım değilse de en sevdiğim sayıdır. 23 de öyle. ve bir converse'imin sol tekinde 23.05.05 yazar. onu hiç giymem.

*taksimin en berbat mekanını sorarsanız peyote derim. üstüne para veririm orda oturmayın.

*taksimin en sevdiğim mekanı ise, en sevdiğim insanlarla beraber değişir durur. yine de kareli masa örtülerinin yeri her zaman ayrıdır.

*son olarak, kendinize hayatınız boyunca yaptığınız en utanç verici şeyi sorun. bunu bana söylemeniz gerekmiyor, hatta belki kimseyle paylaşmayacaksınız bile. ama sadece kendinize bunu sorun ve biliyor olun tamam mı? ücretsiz vicdan ve irade geliştirme derslerinin ilki olsun bu da.

2 yorum: