9 Şubat 2010 Salı

benzemez kimse sana

birkaç gündür evden uzaktayım, anane günleri. anneanne değil, anane. beyaz saçlı, tombik, pamuk anane, mona lisa elli kadın.. şuanda karşı karşıya oturuyoruz, o alaturka dinliyor, söylüyor bir yandan, nasıl da neşeleniyor yada içleniyor aniden.. arada bana dönüp ''hiç mi sevmiyorsun böyle müzikleri, o gürültülü şeyler yerine bunları dinlesen ya'' diyor, gülümsüyorum. bilsen nasıl keyif alıyorum sen bu şarkıları dinlerken, zihnimin en değerli köşelerine saklıyorum bu halini.

kırk yılda bir benim de sevdiğim, daha doğrusu bildiğim bir şarkı çıktı. benzemez kimse sana, sevdiğime inandıramadım bu şarkıyı. ama ona nasıl söyleyeyim, geçmişte bir aşk acısı ile boğuşurken, müzeyyen senar dinleyip şarap içmişliğim, uzaklara dalıp gitmişliğim bile vardır. (rakı içemediğimden şarap) ananemi bilirim, der ki anlatsam ''romantik olma, gerçekçi ol bu hayatta, herşeyin doğrusu!'' ama bende neyin doğrusu var ki pamuk kadın, senden gizli herşeyin yanlışını itinayla yapıyorum ben. sonra gelip dizinin dibine kıvrılıp iyileşiyorum, sakinliyorum.

hadi bizim için gelsin şimdi,

benzemez kimse sana
tavrına hayran olayım
bakışından süzülen
işvene kurban olayım
lütfuna ermek içün
söyle perişan olayım

2 yorum:

  1. bence bi o kadar benim içinde gelmeli...

    YanıtlaSil
  2. gelsin o vakit, kordon'da bir akşamüstü sefasında dinleyelim elimizde şarap.

    YanıtlaSil