9 Ağustos 2013 Cuma

I am yours now

''aman ben dinlemiyorum artık xx, hiç heyecan duymuyorum valla, ohoo tükettim ben onları'' derken sesler, ordan burdan, ben dedim ''lan bu mis gibi grup değil miydi, niye bok atıyorlar'' sonra ben de patlatıverdim bir ''amaaan'' zaten bu yaz iyice çığrından çıktı. bir gram daha mutsuzluk bulaşırsa içime, yemin ederim şuracıkta infilak edeceğim. (etmedim yok) gel dedim sevgilim, iki-üç saat ne varsa unutalım. ben varım, sen varsın. bir hafta önce akdeniz yollarında dinlediğimiz ne varsa, şimdi önümüzde. sonra zaten ''şeyler'' önemsizleşti.

neyse işte gittik konsere, tereddütler içinde. bunlar bizim ayaklarımız. onlar da mutlu oldu. The XX en sevdiğimiz yenilerden biri. pek canlı dinlemelik grup değil, ondan tereddütlüydük, uyuyakalır mıyız diye. konser dinlemeyi ve izlemeyi nasıl özlemişim, bir iyi geldi bana, bir beklenti üstü mutluluk getirdi. dört buçuk yıldır adam akıllı ilk kez onunla konser dinledik beraber, belki etkisi vardır.
hep yeni albümden çaldılar, yol müziği haline getirdiğimiz intro, vcr, infinity, islands, night time, shelter, basic space, crystalised falan az çaldı, ya da bana yetmedi. ama parlak sahne ışıkları, çimen, bira, güzel müzik yeterliydi. ''I am yours now'' derken onlar, ben çok derin bir nefes aldım. insan bazı anların içindeyken ''bu benim en yüksek versiyonlarımdan biri'' diyor, iliklerine kadar hissediyor bunu. nereye, nasıl kaydedeceğini şaşırıyor. The XX, üç genç İskandinav çocuk, artık daha da keyif verecek bana. Zaten İstanbul'un ritmini onların müziği veriyor, çok eminim buna yıllardır. ben bu şehri, trafiğe çıkarken Intro'nun ritmiyle algılıyorum. işler bitip, insanlar sakinleşirken, keyfim yerine gelmeye başlarken Islands çalıyor fonda. gece, eve dönerken, yollar boşken Crystalised dönüyor şehir ışıklarıyla birlikte. İstanbul bu müzikle daha kolay geliyor.









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder