30 Ağustos 2013 Cuma

Güzelliği selamlamak

Bu gece okul zamanında yaptığım işlere bakıyordum. Onlarca kez yazdığım bir Rimbaud şiirini hatırlamak istedim. Hala hüzünlü ve saf bir mutluluk veriyor. Belki bu şiiri arka arkaya tekrar ederken bir noktada sapıtıp, atölyede ''ey mevsimler! ey şatolar!!'' diye koşturduğumuzu hatırladım. Belki de her zamanki gibi, başka birinin saplanıp kaldığı trajedi dolu iç çekişleri tuhaf bir ferahlık verdi bana. 


Mutluluk

Ey mevsimler, ey şatolar
Var mı hatasız insanlar?
Yaptım o büyülü mutluluk araştırmasını,
Bunu hiç yapmayan insan var mı?
Selamlayalım, esenleyelim onu
Her ötüşünde Galya Horozu.

Ah! Kalmadı artık hevesim:
El koydu yaşamıma benim.
Aldı bu büyü ruhumu, bedenimi
Ve dağıttı bütün güçlerimi.

Ey mevsimler, ey şatolar!
Kurtuluş saati ne yazık ki!
Ah! Olacak ölümün saati.

Ey mevsimler, ey şatolar!

Bunlar olup bitti. Güzelliği selamlamayı biliyorum şimdi. 

2 yorum:

  1. Özellikle son cümlesi kırıyor beni. Her şey bitmiş, dağılmış bir masanın başında, yenmiş bir yemeğin ertesinde, herkesin evine döndüğü bir davetin ardından oturup öylece dağınıklığa baktığında söylenecek bir cümle gibi. "Bunlar olup bitti." Ve biz sadece güzelliği selamlayabilmeliyiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam olarak aynı hissiyatı veriyor bana da. Kırık dökük bir şeyler kalmış geriye, kırılıp dökülürken de çok ders vermişler. Geriye kalan tek şey artık güzelliği fark edebilmek, selamlayabilmek olmuş. Ama nedense hüzünlendirdiği kadar huzur da veriyor bu son cümle, tüm şiiri o yüzden bir kez daha değerli yapıyor.

      Sil