2 Haziran 2010 Çarşamba

you're gonna miss me when I'm gone.




hep böyle olur. gitme vakti geldiği an, terk etmem gereken yeri ne kadar çok sevdiğimi ve gitmek istemediğimi fark ederim. bu sefer gidilen mekan, 15 gün tatil yaptığım bir pansiyon odası ya da bir haftasonumu geçirdiğim arkadaş evi değil ki, okulum. bahçesinde durup ''bu kadar çok kedi olan bir yerde okusam ne güzel olurdu'' dediğim, zaten dört yıl boyunca da bahçesinde, sınıflarından çok daha fazla vakit geçirdiğim güzel mekan, yollarımız ayrılıyor. bugün çimenlerde uyuduk, ki dört yıl boyunca bu bahçede yapmadığımız belki de tek şeydi, tuhaf biçimde. sonra sapsarı bir kedi gelip dizime yerleşti, ''gitme be, iyiydik..'' dedi. başını sevdim hafif hafif..

insanlara, kavramlara, hislere bağlanmıyorum. ama mekanlara, fena halde alışıyor, benimsiyor ve bağlanıyorum. bu yüzden daima özlemekte olduğum yerlere, bir yenisi daha ekleniyor yavaş yavaş. gerçekten de iyiydik.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder