8 Eylül 2009 Salı

güzel zamanlar


ismimden alakasız en sevdiğim ay geldi, hemde haşırt diye geldi, tüm değişimi, gri bulutları ve cama vuran damlaları ile.. ağustosun bitip eylülün başladığını gözlerimle gördüm diyebilirim, her sene bu kadar net olmaz. elbette her gelişigüzel durumdan olduğu gibi bundan da anlamlar çıkardım, birşeyin 'sadece' olmasına izin verirsem, ben ben olamam ki? malesef..

-yıllarca ismimden ve taşıdığı anlamdan nefret ettikten sonra, bir gece tesadüfen 'eylül' başlıklı bir yazısını okudum Ahmet Altan'ın. açıkçası sevdiğim bir yazar değildir, ama o yazıyı o kadar sevdim ki, bir anda isim ve ay ve ben özdeşleştik. kabullendik ne olduğumuzu. kendisine burdan teşekkür ederim.

-size eylül hakkında bir sır vereyim, zor şeylere kalkışmak için ideal zamandır. yola düşmek için, aşık olmak için, ayrılmak için, başlamak ve sürdürmek için, en uygun zamandır.

-her sene bu vakitler, benim için asıl yılbaşı gibidir, geriye dönüp baktığım, biriktirdiklerimi ve yitirdiklerimi gördüğüm, değişimlere kalkıştığım vakitlerdir. çünkü ağaçlar için de öyle. bu kadar basit ve saçma aslında.

-güzel zamanlar geliyor dostlarım, bir değişimin eşiğinde olanlara ne mutlu ne güzel! ''times they are a chancing'' çalıyor, ben önümdeki kağıda kızıl bir ağaç çiziyorum. hepinizi düşünüyorum. tek tek.. bu yıl kim geldiyse ve ceketini çıkarıp oturduysa, kimin ardından el salladıysam, tek tek hepsi geçiyor aklımdan ve bir adet yaprak olup konuyor yere. ağaç çıplak, ağaç mutlu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder