21 Eylül 2009 Pazartesi

gri


sanki benden az uzakta çok acaip şeyler oluyor, birileri çok neşeli, çok aşık, çok karışık. ben dümdüzüm ve uzaktayım. bu hissin bir adı var mı? peki çözümü? terapi?

griyi neden kimse sevmez anlamam. (bir de pelin sever sahi) daha çok his barındıran başka renk yok ki, düşün öyle çok şey hissetmiş yaşamış, en sonunda bulanmış, durulmuş. gri olmuş. gri giydiğim günler fazladan bir sükunet hakim oluyor davranışlarıma, ama duyduğum sözler hep ''neyin var neden durgunsun?'' oluyor. ''iyi böyle'' diyip gülümsüyorum o vakit.

''a perfect day elise'' üstüste izlendiğinde grinin içine kırmızı da karışmaya başlar az da mavi. duyduğun sesler zaten beyazdan çok uzak, siyaha vurup kaçıyor. dinlesene hava da kapalıyken.

gece yatmadan makyaj yaptığım zaman (bunu neden yaptığımı cidden açıklayamam) sabah gözaltlarımın rengi, leylak-gri. ve birde çatlamış dudaklar üstünde ruj kalıntıları. çirkin ayrıntıların silikleştikçe güzelleşmesi. açıklayamam demiştim.

sanırım biraz drama hep dans edip duracak etrafımda. ama başıma bir taç takıp bunun kraliçesi olmayacağım çünkü söz verdim o'na. ''ama''lar da yok artık. neler var peki? pek çoklar. inan bana dostum, senin gülümseyişin o griyi ele geçirecek kadar güzel. ve parlak. hava da kapalı değil sanırım... it's a perfect day, elise.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder