19 Eylül 2015 Cumartesi

Çarşı'da bir gece

Artık hiç ait hissetmediğim İstanbul'un, az biraz ait kaldığım iki semtinden biri; Beşiktaş'ta geçen cuma gecesi sonrası, ben bir yorgun, bir akşamdan kalmayım ki, bu duruma her seferinde şaşırıyorum. Son iki-üç yıldır ne zaman birazcık içsem, ertesi gün uyanması, ayılması ve gerçekten iyi olmasıyla tüm günü kapsayan, rezalet bir süreç geçiriyorum. Eskiden haftanın birkaç gününü dışarıda geçirirdik, cidden gürültülü müzik olan, yorucu yerlerde. Ben ertesi gün kalkıp okula  giderdim, resim yapardım, derse girerdim, hiçbir uyuşukluk ve yorgunluk hissetmeden. Her 'genç' insan gibi. Şimdilerde en fazla 4-5 bardak bir şeyler içip, ertesi güne hamur kıvamında uyanıyorum, insan tabii biraz kırılıyor kendi bünyesine, eskidiğini fark ettiği arabasına bunu hiç yakıştıramamak gibi. Eskiden de makyajımı hiç çıkarmadan yatardım mesela (bravo!), ama ertesi sabah güzel bir panda gibi hissederdim kendimi, şimdi ise aynada, akmış göz kalemimin dolduğu iki ince çizgiyi uzun uzun inceliyorum. Sevdiğim çocuk kafamın içinden bana sesleniyor: ''Dram yaratmaaa, hadi yıka yüzünüüü'' peki, pekiii.
Ama Beşiktaş hala ne kadar güzel, çok daha kalabalık, karışık ve gürültülü olsa da güzel, ev gibi semt. Gece öğrenciyken hep geçtiğimiz Çarşı'dan, kartal heykelinin yanından yürürken, o seyyar pilavcı mis gibi kokarken, Ekinciler Pastanesi'nde oturup beni biraz ayıltmak için su böreği ve kazandibi yerken (ah nasıl da güzel yaparlar!) bir de tabii Sinanpaşa'nın önünden geçip de, içimden yükselen ''Hadi girip biraz alışveriş yap! Azıcık etek, azıcık tişört al, al çabuk!!'' diyen sesi duymazdan gelirken hep gülümsüyordum. Emek yanımda olsa, kesin içeriye dalıp talan etmiştik bir acele. Sonra Ihlamurdere Caddesi boyunca, her köşe başındaki kocaman kaplarda suları, kuru mamaları görürken de öyle, kedileri ve köpekleri selamlarken de. Bu semtte okuduğum ve 20-30 yaş aralığını en çok bu semtte geçirdiğim için mutluyum, en yalnız ve dertli zamanlarımı da, en neşeli ve kalabalık arkadaş toplantılarımızı da, en romantik öpücüklerimizi ve ilk el ele gezmelerimizi de izledi Beşiktaş Çarşı'sı, yeri elbette ki çok ayrı o yüzden.

Dün işte ''Bir cin tonik daha alabilir miyim?'' derken ve o güzel, soğuk, limonlu şey lıkır lıkır giderken, buraları, o hallerimizi izliyordum. Özleyerek değil de, yenilerine gayet hazır ve mutlu, keyifle izliyordum hem de. Masadakiler de aynı yaş aralığında yanımdalardı, sonrakinde de olacaklardı. O vakit anladım ki, geçmişe huzurla bakabilmek, hayatın en büyük minnet durumlarından biri. Oasis'ten ''Don't look back in anger, I heard you say'' hepimize gelsin o zaman. ''Ben bir kupa yeşil çay alabilir miyim?'' Kalkıp alayım.

4 yorum:

  1. Ah Eylül ah. Daha dün bunu konuştuk kadim bir arkadaşımla. Birimiz topallayarak (gece üstüne yattıysam belki), ötekimiz bitkin halde sürünerek (cam açık uyuduysa demek ki), iki yorgun savaşçı gibi, alt tarafı bir kahve içmek için evimize 10 dakika mesafedeki bir yere yürürken, iç geçirdik.
    Öğlen güneşinin altında varıp ertesi günün öğlenine dek uyumadığımız, kalabalığın içinde dans edip bağırarak şarkı söylediğimiz festivaller, çılgın griplere aldırmadan gidilen gürültülü ortamlar, hafta içi sabaha karşı üstüne çıkıp Tarkan şarkıları eşliğinde şıkıdım şıkıdım oynanan masalar falan... Üstüne üstlük ertesi sabah 7'lerde hiç de darılmadan, hiç de gücenmeden uyanıp okula gitmek hatta (-çılgınlık bu-) antrenmana gitmek...
    Sonra bir de şimdiki halimize bakıp söylendik, içlendik. İşin kötüsü kimse de bize "drama yaratmaaaa" demedi :'(
    Papatya çayımın selamı var, ben ihtiyar ihtiyar sonbahar listemi yazmaya devam edeyim en iyisi. Öpüyorum!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evime gelip de, rahatça yatağa gömülüp okudum tekrar yorumunu, öyle telefondan hızlıca cevap yazamıyorum, yazsam da yayınlanmıyor zaten :) Yalnız olmadığımı bilmek güzel, hafif buruk, hafif doğal bir süreç. Bundan sonraki gece çıkışım için hiç acelem yok, ama kendi kendime o gün birkaç kez söz verdiğim gibi, ''Ağzımla içeceğim!!'' heheh :)

      Sil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hmm tüh, okuyamadan gitmiş bu yorum.

      Sil