2 Ağustos 2015 Pazar

Dram çırpmak, dram pişirmek

  Gayet güzel ve esintili bir akşamüstü, Patti Smith'in Rock'n Roll Hall of Fame teşekkür konuşmasını izliyorum, 2005 tarihli. O konuşurken ağlıyor, ben izlerken ağlıyorum, izleyiciler alkışlarken ağlıyor. Kaybettiği eşine teşekkür ediyor en çok, izleyicilere onun adına da teşekkür ediyor. Bittiği anda içimden seni aramak geliyor, daha yarım saat önce konuştuk fakat sesini, anlatacağın sıradan, günlük ayrıntıları, hangi bilgisayar oyununda hangi uçağı havaya uçurduğunu duymak istiyorum.

  Seni kaybetmekten nasıl da çılgınca korktuğumu bilsen, bana artık herhangi bir şey hakkında ''Abartma Eylül, büyütüyorsun.'' demezdin. Her şeyi nasıl da doğru yaptığını, bana hiç ayıp etmediğini, nasıl da efendi gibi sevdiğini ve saydığını görmek bazen içimi oyuyor. Kollarını kocaman açıp sarılıyorsun ya, o sarılma artık hayatımda olmasa ben kafayı yerim. ''Öf Eylül dram yaratma.'' dediğini duyar gibiyim, yaratıyorum. Sen benim hiç canımı yakmadın ya, sanki her şeyin bu mükemmelliğini, pürüzsüzlüğünü elimizde olmayan, ismine 'hayat' denen şu kepaze, şu sersem bozacak gibi geliyor. Bir erkek bu kadar erdemli ve onurlu, bir kız bu kadar aşık ve huzurlu olduğu zaman, o hayat denen tuhaf organizmanın, elleşmeden duramayacağından manyak gibi korkuyorum. ''Kışt hayat, pist pist, kışt!!'' diye bağırasım geliyor camdan dışarı, gözlerini bayıltarak ''Sen iyice delirdin artık'' deme diye yapmıyorum. Dersen de gülüyorum zaten, bir şey çaktırmıyorum.

  Sen sakince monitöre bakarken, tek elin cebinde sokakta durup bir kediyi lazerle oynatırken, bana bakıp gülümserken benim içimdeki tümseklerde arabalar boşluğa düşüyor, en azından yedi-sekiz araba, 'güümm' diye, hop ederek, aniden. Engel olamıyorum, dram kendi kendisini yapıyor, sana belli etmeyeceğim diye şekilden şekle giriyorum.

  Sen böyle erdemli ve onurlu, ben böyle aşık ve huzurlu, pissstt hayat, kışştt hayat!!!



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder