22 Ağustos 2015 Cumartesi

Çemberimden dışarı ufak bir adım

  Elbette pek çok insan için bavulunu toplayıp havaalanına gitmek ve bir saat sürecek kısa bir uçuş gerçekleştirmek büyük bir olay değildir. Ben o insanlardan biri değilim, bu yaşıma kadar uçak korkumu bahane ederek yurtdışına gitmeye hiç yanaşmamış biriyim. (2 kez de zorla, kaskatı durarak, yanımdakileri tırmık içinde bırakarak bindiğim halde) Fakat bu 3. benim için önemli bir adım, bir ay önce göze bile alamadığım, şimdi ise bir an önce korkumun üstüne gidip kendimi aşmak istediğim, sınırlarımı genişletmeyi deneyeceğim bir durum.


   Bu bir saati sakince (artık olabildiği kadar) tamamlayayım ki, kışın, baharda Roma'ya uçmadan önce bir hazırlık yapmış olayım. Roma'yı, Floransa'yı, sonrasında ise Paris'i, Londra'yı hayal edebileyim. Ah o tablolar, heykeller, kiliseler o kadar uzakta olmasalardı, hepsini yıllardır kitap sayfalarında görüp, gerçek hallerini hayal ederek derin derin iç çekmeseydim. Leonardo, Bernini, Caravaggio, Waterhouse, Lautrec, Monet, Millais, Duomo Katedrali, Santa Maria del Fiore Kilisesi, Sistine Şapeli... Ne çok yer var görecek (uçacak).

  Küçük adımlar, ufacık adımlar.

  Sabaha karşı uyandığımda, pencereden sokağı izleyen Şeker'i izlerken, bunları düşünüyordum. Sonra o da ufacık, tüylü ve sessiz adımlarla yanıma geldi, esintili bir havada uyumayı çok özlemişiz. Annemiz uyurken prensese benziyor.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder