21 Ağustos 2015 Cuma

Yeni yaş, keşifler ve kediler

  29'um. (Az kalsın yanlış bir hesaplamayla 30 oluyordum, son anda atlattım.) Eski doğumgünlerimde nasıl da arıza, huysuz ve tatminsiz olduğumu hatırlıyorum da. Son iki yıldır tek istediğim, minnet duyduğum şeyleri görmek, yaşamak ve hatırlamak. Gerçekten de dramlarımdan arınmak için büyük çaba gösteriyorum.

 

  10 gün kadar önce Nişantaşı'ndaki en sevdiğim kedili parkta bir kediyle tanıştım, ismini Fury koyduk. (İnsanlara karşı çok cilveli ve tatlı, köpeklere karşı gerçekten çok öfkeli olduğu için) sonra annesi Panther (Büyük, çok büyük, kapkara ve kibar bir hanım) bir de işte kuyruğu suluboya fırçasına benzeyen oğlan Fırça var o parkta. Onlara da kucağımdalarken söylediğim üzre, doğumgünümde onlarla olmak istiyordum. Sonuçta sokak kedileriyle doğumgünü kutlamak, son derece huzurlu ve coşkulu yapacaktı beni, yaptı da. Hepimiz huzurlu ve kedili, yeşillikler içinde, bir aradaydık. Annemin hediye ettiği elmalı elbiseyle, babamın hediye ettiği ve delirerek aldığım siyah ayakkabılarımı giydim, şu fotoğrafların birinde olan el yapımı çantayı taktım. (Elif yaptı, yapıyor, #zeytinsel adı altında satıyor ve hayranıyım ürettiklerinin)
 O ''yakut ile zümrüt''ü aynı anda taktığım nadir günlerden biriydi. Annem, sevgilim, sevgilimin ailesi, doğumgünlerimizin huylarımız gibi birleştiği tatlı Elif yanımdalardı, mum üflerken elele tutuştuk (İki kızın dostluğu ne güzeldir, ne derin ve güçlüdür.) Ben yine mutluluktan dilek tutmayı unutarak üfledim mumu, geçen sene de böyle olmuştu. O an aklımdan sadece ''eheheh ne güzel...'' diye geçti. Umarım evren bu mesajı alıp beni çok sersem bulmaz.

  Minnet duymayı, minnet duyamadığım zamanlarda da suyun üstünde kalmanın önemini keşfediyorum tekrar. Düşmeyi, dizim kanarken kalkmayı, bir süre sakin  ve temkinli yürümeyi. Bu metaforlardan bağımsız olarak, bu şehirdeki nefes alma alanlarımı, evden zor da olsa, zorla da olsa çıkmayı. Evden çıkmayı sürekli yeni baştan öğrenmem gerekiyor, eve her girdiğimde. Kimleri hayatımda asla istemediğimi, kimleri güvenli bir mesafede tutarak istediğimi, kimleri yanımdan ayırmayacağımı. Herkes bitirdiği bir yaşın sonunda neleri keşfediyorsa, onları keşfediyorum işte. En önemlisi de çok özel bir insan olmadığımı kabullenmem gerektiğini, kibirli ve tatlı canlı bir insan olmanın beni çok yorduğunu, sıradanlığın hafif huzurunu öğreniyorum. Yeni kitaplarım, çiçeklerim, düşünceli sözlerin yazdığı kartlarım ve mektuplarım var, öyle çok yeterli ki bunlar yüreğime su serpmeye.
 

O zaman gelsin Beatles'tan All My Life, bir sene daha.

2 yorum:

  1. https://www.youtube.com/watch?v=YhlWV4KPWbM

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdi gördüm, dinliyorum. Harikaymış, çok sevdim bu şarkılarını.

      Sil