14 Temmuz 2015 Salı

Bir kayıt daha.

Birkaç hafta önceydi, annem telefonuma mesaj çekti ''Kızım google'a ismini yazınca ilk blogun çıkıyor, çok özel şeyler yazıyorsun, rahatsız olma sonra, aklında olsun.'' şeklindeydi mesajı, gülümsedim. Çok tatlıdır, çok ince düşünür, kendinden çok da benim için.

Aslında bunların hiçbiri çok özel şeyler değil, ya da gizli saklı, kimseye açıklamayacağım şeyler yazmıyorum. Hepsi, çevremdeki herkesin okumasını göze aldığım, umursamadığım şeyler. Zaten başından beri amaç okunmak değil, yazmaktı, en azından ''Aurora'' isimli sayfam için. Bütün bu yılların, düşünme şekillerimin, gel-git'lerimin, heyecanlarımın ve durgunluklarımın silik izleri yerine, geriye dönüp kendi cümlelerimi görmek ve hatırlamak istiyorum her şeyi, yaşadığım gibi. Ben küçüklüğümden beri, kaydedebildiğim her şeyi kaydetmek istiyorum, araçlar ve formlar hep değişiyor, hepsi bu.

Belki bir süre çok kişisel yazmam, çünkü fark ettim ki, bir boşluğa bile bir şeyleri ilan etmek ve kaydetmek, onlara bir isim vermek oluyor. Ama bu kayıtların (beni tanıyan ya da tanımayan) birilerine iyi geldiğini, destek olduğunu, bir şeyleri çözümlemesine ya da sadece o günü atlatmasına yardımcı olduğunu düşünmeyi seviyorum. Aynı birkaç hafta önce hastane yatağında, en sevdiğim bloglara ardı ardına bakmam ve kafamı dağıtmam gibi. Bunlar da o boşluğa, öylesine düşünceler.


Temmuz'da serin bir akşamüstü uykusu, annemin kaşları hafif çatık, derin rüyalarda. Kedi Şeker yine kıpır kıpır, bir pozda sabit duramıyor. Saat 6'ya 10 var, karşımdaki güzellik gözlerini açtığında 6'yı çeyrek geçiyor. Fonda Ella Fitzgerald'dan Summertime çalıyor. And the livin' is easy...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder