9 Temmuz 2015 Perşembe

Sıcak günlerin başı.

  Bu fotoğraf o kadar çok şey demek ki benim için. Buraya kaydetmesem, o günü kendime bir kez daha anlatmasam (ve tabii anneme de, tekrar ve tekrar) eksik kalırdı bir yanım. Benim bir yanım hep eksikti zaten, her şeye sahip olduğum halde. Çünkü ne şu sağdakinden, ne soldakinden, bir gece için bile vazgeçemedim yıllarca. İkisi de bana hiçbirinden vazgeçmem gerekmediğini söyleyip durduğu halde. Bu kadar kıymetli ve vazgeçilmez olmasalardı, herhangi bir evde öylece yaşayıp gitmek çok kolay olurdu, hasretsiz, eksiksiz. Ama olmadı, ben hep dert edindim hangisi yanımda değilse. Geçen pazar günü, annemi yeşil akvaryum balkonumuzda misafir etmek, şu minicik plaj sandalyemize oturması, yanında getirdikleri, keyifler, keyifler... Ben nasıl minnet duymam, ben kısa bir süre için de olsa, nasıl da sakinleşmem. Her şeyin, kurduğumuz ufak düzenin annemin içine sinmesi ne kadar önemli, yalnız kaldığımızda bana söyledikleri, hissetikleri ne kadar değerli.


Happy Feets, Cat Feets. Bu da aynı Pazar gününden. Palmiyeli, sarı etek geçen yazdan kalan ve bu yaz hala giyebildiğim birkaç şeyden biri. Bütün bir kışı bu kadar kilo alarak geçirdiğime hala inanamıyorum. Halbuki sürekli yemek yerken ve sürekli uyurken, giderek genişlediğimi hissediyor olmam lazımdı, bu şaşkınlık çok yersiz şimdi. Şekeri zorla bıraktırıldım (bırakmak değil, bıraktırılmak) Her gün üç-beş lüplüp götürdüğüm çikolatalara ve dondurmalara yasak geldi, geri kalan hamurlar ve etler, ve diğer harika şeylere de kendi irademle kısa bir ara verdim. Umarım işe yarar, çünkü 30 yaşına girmeme 1 ay kala, görünüşümden hiç memnun olmamak işleri kolaylaştırmıyor. Bu sebeple ve daha fazla içimde kalmaması için aldığım renkli saç boyasını uygulamadan önce hala biraz cesarete ihtiyacım var. 


Atölyenin çatısına her akşamüstü gelen kumrular. Kumru hep en güzel, en duygusal kuş. Bu çift ise, epeydir birlikte ve kapıyı açık buldukları zaman salınarak mutfağa girip, şöyle bir turlayıp yine terasa çıkıyorlar. Bu insancıl ve muhabbetli hallerine hepimiz bayılıyoruz. Umarım yakında masalarımıza da konmaya, elimizden bir şeyler atıştırmaya başlarlar.


Paspas'ın güzelliği? Giderek daha pofuduk, giderek daha pür dikkat bakışlı bir kız oluyor, atölyenin cilveli ve şımarık Paspas'ı. Her geldiğimde karşılaması, göbeğini açarak yerlerde yuvarlanması ve sonra kucağımda der top olması en büyük keyiflerimden biri. Fincan kadar bir bebekten, kocaman güzel bir kıza dönüştü, bulduğu her şeyin tadına bakan ve yiyebildiği kadar yiyen, apaçık çingene ve pek görgüsüz, çok zeki, çok işbilir, şahsına münhasır kız. 


Ve şimdi büyük aşkımın yanındayım. Geçen hafta yanına hiç gidemediğim için bana küsmüştü, çok haklıydı ve çok üzgündüm. Ona ruh eşim dediğim zaman hunharca dalga geçiliyorum. Ama o ve ben durumu biliyoruz, birbirimizin içinden geçenleri de. Şimdi bendeki sükunetin, kabullenişin farkında. O da aynısını hissediyor. Güzel gövdesinin yarısı bacağımda, bu sıcak yaz gecesinde, birbirimizin değerini biliyoruz. İyi ki birlikte büyüdük, kızkardeşim, yumuşak karnım.

Peki madem, sıcaktan yerlere serildiğimiz, yapış yapış Temmuz günleri başlasın, bol bol su içilsin, gölgelerden yürünsün, azıcık esen bir köşe bulunduğu an, bir soğuk kahve alıp çökülsün.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder