15 Temmuz 2015 Çarşamba

Lautrec, bir öğretmen

 

Bu aralar yine Lautrec'e düştüm, öğrenme kaygısıyla. Ne zaman tezat renkleri yanyana sürmekte ve titreşim yaratmakta, ışığı yakalamakta sıkıntı çeksem, önce bir Monet, sonra da Lautrec'e açar, uzun uzun bakarım. Birkaç aydır kalemi ve fırçayı dikey şekilde sürmek, vurmak ve kullanmak da tamamen Lautrec'den arakladığım (daha sanatsal bir tanım aramam gerekirse, ''örnek aldığım'' da diyebilirim) bir üslup. Bu dikey vuruşlar, yanyana sürdüğü pembe, mavi, parlak sarıların etkisini vermede çok daha etkili. Aynı zamanda ilk illüstratörlerden ve poster sanatçılarından da olmasından ileri gelen bir çarpıcılık, güzellik ve etkileyicilik var tablolarında, bir ressamı öğretmen olarak seçmek için bu bile yeterli.

 

İki hayvan resmini de yeni gördüm, ikisi de ayrı ayrı çok önemliler. Kedinin gerçekliği, temkinli duruşu, tekir tüylerinin içindeki yeşil ve mavi gölgeler, alta sürdüğü kırmızı ve fona sürdüğü mavi-yeşil'in renk uyumunu, gözlerimi ayırmadan bir yarım saat seyretmişimdir, hala da açıp açıp bakıyorum günlerdir. Köpeğin ise birkaç hızlı fakat bilinçli fırça vuruşu ile hareketinin yakalanması, hatta cinsini, rengini, ruh halini bile hissedebilmek, ancak bir post-empresyonistin (yani düz türkçesi, empresyonizmi de aşmış, bitirmiş, üstüne pek çok yenilik katmış olanın) yapabileceği bir şey. Benim bu sadeliğe erişmeme daha çok zaman var, şimdilik bu orta tonlarda ustaca kotarılmış resme de uzun uzun bakıyorum.

 

Büyük bir gözlemci, büyük bir portreci Lautrec. Yeri gelmişken, kendisinin bu resimleri nasıl bir duygu durumunda, öfke ve buhranlar içinde yaşarken, kıvranırken yaptığını bilmek, ''Lautrec'in Son Pembesi'' kitabını okurken epey şaşırtmıştı beni. Sürekli küfrediyordu, derin acılar çekiyordu ve en çok da resmini yaptığı o güzel kadınlara öfkeliydi, şaşırmıştım. Çünkü o güne dek bu dev ressamın, fiziksel olarak muzdarip olduğu cüceliği dolayısıyla nasıl bir yıkım ve cinnet yaşadığını hiç düşünmemiştim. Hala da bu resimleri yapan kişinin ne fiziksel, ne ekonomik, ne de alkolik durumunu hiç düşünmeden, sadece yaşamış en büyük ustalardan biri olduğunu, ışığı ve rengi güzel fransız kadınlarının bedeninde nasıl da ayrıntıyla işlediğini görüyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder