19 Ağustos 2012 Pazar

geçen pazar bu saatlerde


  en yapmamam gereken hatırlama şekli, en kurmamam gereken cümle. '' geçen hafta bu saatlerde'' başladı. yine aklımı Ege yollarında bırakarak döndüm. çocukken gittiğim ve hiç sevmediğim Gökçeada'ya bayılarak, hayran kalarak. ve Çanakkale'de çok ufak bile olsa bir arazi sahibi olmak gerektiğinden emin olarak.

  evet, kendi kendime o cümleyi kuruyorum bir saattir. geçen pazar bu saatlerde... tatil yeni başlıyordu. hiç umut vermeyen ama çok neşelendiren bir şekilde, karşıdaki tepelere, denize yıldırımlar düşüyor, deli gibi bir yağmur sürekli yağıyordu ve her yer gri-maviydi. bir yandan ''ya bütün bir hafta böyle geçerse'' diyor, bir yandan da denize düşen yıldırımları izlerken çaylarımızı içiyorduk. sabahın 10'unda ada'nın merkezine inip açık bulduğumuz bir markete girip, tıkınmak için bir şeyler alırken de, yanımda getirdiğim tek hırkayı koca su birikintisine düşürüp küfürler ederken de, çok yakınlara inen yıldırımlara bakıp ''ya arabanın üzerine de düşerse'' derken de mutluydum içten içe. şimdi tam bir hafta sonra, aynı saatlerde, yine gri bulutlar var gökyüzünde, patlamak üzereler. ve ben ardı ardına aynı cümleyi sayıklıyorum.



 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder