9 Aralık 2010 Perşembe

canım frida...



her gece filmlerden farksız rüyalar görüyorum ama, dün geceki uzun süredir gördüklerimin en etkileyicisiydi... iki kız arkadaşım ve ben meksika'dayız. bir atölye görüyorum, kapısını itiyorum ve içeride frida oturuyor. ömrünün son demleri, ayağa kalkamıyor bizi görünce, belini gösteriyor. minicik bir kadın, şallara sarılmış. gidip sarıldım ona, hem de öyle bir sarıldım ki ikimiz de gözyaşlarına boğulduk, gülüyorduk ta bir yandan. bana saçındaki çiçeklerden birini verdi, ben de çiçeği öptüm, kendi saçıma taktım. birbirimizin dilini bilmiyorduk ama öyle bir anlaşıyorduk ki frida'yla, canının yandığını içimde hissediyordum. sonra diego riviera geldi, onunla el sıkıştım. boyadığı duvara baktım, elimi kalbime götürüp çok beğendiğimi anlatmaya çalıştım. eşine çok aşıktı, diğer tüm kadınlar geride kalmıştı artık diego için. geri dönüp frida'yla oturdum ve rüyanın hatırladığım sonuna kadar, birbirimize ellerimizle birşeyler anlatıp durduk...

rüyalarımı yazan senarist, bu güzel sürpriz için teşekkür etmeliyim sana. bilinçaltımda kıvrılmış yatan güzellikleri hiç ummadığım anlarda karşıma çıkarmaya devam et lütfen.

keşke sabah uyandığımda o çiçek hala saçımda olsaydı, canım frida..

2 yorum:

  1. Benim torunumun annesinin gördüğü rüya gibi. Onu da ben öyküleştkirdim. Şimdi de dün yine bebeğin zyaretçisi pencereye gelmiş gerçekten... (Benim sayfamda)

    YanıtlaSil
  2. ne güzel bir rüya. rüya gibi.. uzun zamandan bu yana gördüğün en güzel rüya bu galiba.
    ve o çiçek, çiçeği hep saçlarında hisset lütfen.
    Frida da öyle isterdi.

    YanıtlaSil