12 Aralık 2010 Pazar

üç kadın, üç fincan







yine bekliyorum. nero'dayım, en sevdiğim cafe. önce chai latte içtim. sonra sade kahve. sonra fincan çay. üç fincanın arasında sürekli syliva plath'in üç kadını vardı elimde. elime patiler çizdim sonra bir ara.üç kadının arasında sürekli camdan dışarı dalıp gittim. her an belirmesini bekledim karşımda. Syliva benim en sevdiğim kadınlardan ve en sevdiğim şairlerden. yeni projemin konusu olması çok güzel, sözleri yine derinleşecek, ellerimi soğuturken, zihnimi ısıtacak hızlandırarak.

bekledim, bekledim, geldi. çok güzel bir gece değildi ama güzel şeyler vardı. mc donalds'da gördüğümüz kedi mesela. dışarda hava buz gibiyken içeri aldıkları, cam kenarındaki sandalyede keyif içinde uyuyan kedi, bizi gülümsetti.

''Daha ne kadar zaman bir duvar olabilirim, çevresinde yeşil bahçemin?
Daha ne denli sargı olabilir ellerim
Onun yarasına, daha ne denli avutup
Rahatlatabilir sözcüklerim, gökyüzündeki parlak kuşlar gibi?
Korkunç birşey açık olmak böylesine;
Sanki bir yüze geçirip, dünyaya salmışlar yüreğimi...''

Üç Kadından bir ses, Üçüncü fincan sırasında, gözlerimin dolmasını sağlayan ve aynı anda da gülümseten.

2 yorum:

  1. Dört ayrı fotoğraf.Dördünün de kendi içinde barındırdığı huzur...

    YanıtlaSil
  2. kedi, kitap, çay olunca huzur kaçınılmaz oluyor kesinlikle :)

    YanıtlaSil